Gezi
26-03-2018 14:37
Bahara hoş geldin dediğimiz bu günlerde evden çıkmanın da vaktinin geldiğini düşünüyorum. Ben de yavaş yavaş kendimi evden dışarı çıkarıp hafta sonlarımı daha çok gezmeye ayırmaya karar verdim ve uzun zamandır gitmeye planladığım bir mekana çevirdim rotamı; tarihi yarım ada.

Eminönü, Karaköy ve Sultanahmet ile ilgili daha önceki yazılarımda da söylediğim gibi yeni yerler keşfetmeye devam edeceğim demiştim ve ilk durağım Sultanahmet’te ismini uzun zamandır duyduğum Azerbaycan Mutfağının İstanbul’daki en iyi adresi olan Ajwa Otel Zeferan Restaurant’a gittim.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki otele bir köşe yazarı olarak değil, sade bir vatandaş olarak girdim ve yemek yediğimiz zaman içindeki her bir süreci itina ile gözledim.Özetle söyleyeceğim odur ki; Son zamanlarda bir restaurantta karşılama görevlisinden, kaptan garsona, restaurant müdüründen mutfak şefine bu kadar vizyon sahibi kişiyi bir arada gördüğüm az olmuştur.

Otelin girişinden itibaren ilgi ve alaka muazzamdı. Restaurant katına çıktığımızda restaurant müdürü bizi karşıladı ve bizimle ilgilenecek şef garson ile bizi tanıştırdı. Daha sonra öğrendiğim kadarı ile, bizimle ilgilenen şef garsonun ismi Hasan Eroğlu’ydu ve keyifli sohbeti ile hafta sonu lezzet serüvenimize keyif kattı.

Otelin ve restaurant genel konsepti Selçuklu Mimarisinden yola çıkılarak yapılmış. Giriş bölümünde otel misafirlerinin kısa zamanlı çay/kahve içebilecekleri bir alan Selçuklu Mimarisine uygun koltuk ve masa konsepti ile konumlandırılmış.

Restaurant bölümüne geldiğimizde ise öncelikle deniz manzarası bizi karşılıyor.

Genel atmosferde ise tavanı süsleyen aydınlatmalar Çekoslovakya’dan el yapımı olarak getirilmiş ve konsept ile mükemmel uyum sağlamış.

Koltuklar ise sedef kakmalı ve alabildiğine mor. Restaurant duvarlarını ise ünlü Azerbaycan ressamlarına ait, özel izin ile Türkiye’ye getirilen eserler süslüyor. 

Menüye göz attığımızda ise Azerbaycan mutfağından farklı seçenekler mevcut. Biz kebap yemedik fakat kebap ustası özel olarak Azerbaycan’dan getirilmiş. Biz daha çok yöresel ev yemeği tarzı seçim yapmak istediğimiz için başlangıç olarak yılda bir kez toplanan gürgen yaprağının sarmasını sıcak başlangıç olarak aldık. Zar gibi yaprakları açıp, serçe parmağımız büyüklüğünde sarmak nasıl bir el emeğidir, gerçekten şeflerin önlerinde saygıyla eğiliyorum. Lezzeti ise bizim sarmamızdan daha hafif ve manda yoğurdu ile tam kıvamında.

Ardından ana yemek seçeneklerinden biri olarak erik, kestane, nohut ve yumuşacık kuzu etinin birleşimi olan ‘piti’ yemeğinden söyledik. Bizdeki testi kebabı gibi pişiriliyormuş fakat meyvelerin ete verdiği lezzet gerçekten denemeye değer. Eğer mayhoş tatları seviyorsanız öneririm.

Son olarak da tanıtımlarında da çokça kullandıkları ve restaurantın adı olan safranın pilava verdiği müthiş lezzeti tatmak için Şah Pilavından söyledik. Kestane, kuru kayısı, kuru üzüm ve yumuşacık kuzu etinin birleşimini bizdeki perde pilavı gibi hamur içinde düşünün. En az 2 kişilik seçeneği mevcut. Tek söyleyebileceğim,‘ben bugüne kadar safranlı pilav yememişim’ olacaktır. Şiddetle tavsiye ediyorum.

Tatlılara gelince şerbetsiz lezzetlerden olan Karabağ ketesi benim en çok hoşuma giden lezzet oldu. Şerbetli olarak ise Bakü baklavası denemeye değer.  Onun dışında Zeferan turtasının damakta bıraktığı farklı lezzet de denemeye değer. Azerbaycan’da çay ritüelinden de bahsetmek gerekirse çayı şekerli içmek yerine farklı meyvelerden yapılmış reçel ve çayın yanına eşlik edecek lezzetler ile çay keyiflerini tamamlıyormuş Azerbaycanlılar, biz de öyle yaptık.

Ayrıca yemeklerimizi beklerken servis edilen şerbetler de farklı bir deneyimdi. Hafif gazlı olan bu şerbetlerden en çok üzüm ve anasonlu sanki tatlı rakı içiyormuş gibi hissettiren tarhun şerbetleri benim favorilerimdi.

 Şef garson Hasan Bey restaurantda kullanılan tabak ve kaselerin de Rusya’da 1930larda kapanan bir müzeden getirildiğini ve tabakların bir eşlerinin daha olmadığını belirtti. Tabakların dizaynı yemekleri de ön plana çıkaran bir sunum yapılmasına elverişli. İnsanın kendini gerçekten özel olarak hissettiği bir yemek garanti diyebilirim.

Bu gelişimizde çok fazla zamanımız olmadığı için otel odalarını gezemedik fakat bir daha ki sefere odalarını da sizler için gezip yorumlarımı paylaşmayı hedefliyorum.

Vizyonu ile İstanbul’a bu kadar güzel bir mekan kazandırdığı için Ajwa Otel’in sahibine, vizyonu tüm çalışanlarına aktarabilen yönetim kadrosuna, bizi enfes lezzetler ile buluşturan

Zeferan Restaurant Executive Şefi Ramin Nuriyev’e ve son olarak da bizi güzelce ağırlayıp, keyifli bir gün geçirmemizi sağlayan Ajwa Otel ve Zeferan Restaurant çalışanlarına teşekkür etmek isterim. Normalde tüm bir yazıyı bir mekan için ayırmam zordur fakat ZeferanRestaurant bu olgumu kırdı.

Lezzeti keyifle buluşturan mekanları sizlere aktarmaya devam edeceğim. Yazılarımı Instagram’dan da takip etmek için kesfetmek_guzeldir hesabından mekan önerilerime ulaşabilirsiniz.

Güzel bir bahar mevsimi dileklerimle yazımı sonlandırıyorum. İyi bakın kendinize…

Cansu Tuncali 




Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
Bu Haber İçin Henüz Yorum Yapılmamış