Gündem
06-01-2018 11:37
Başarılı çalışmaları ile Uluslararası arenada Ülkemiz Turizmine büyük katkılar sağlayan Türkiye`nin ilk Avrupa Birliği ve Devlet Eski Bakanı, Başmüzakereci ,İstanbul Milletvekili Egemen Bağış ile Küresel Ekonomik ve siyasi gelişmeler çerçevesinde, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerini ve Turizm Sektörü`ne etkilerini değerlendirdik.

İşte Sayın Bakanımızın değerlendirmeleri..

Avrupa Birliği Türkiye ilişkilerini Turizm açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye ilişkileri resmi olarak 1959 yılında o zamanki ismi Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) rahmetli Adnan Menderes’in talimatıyla başlamıştır.

2005’de resmen katılım müzakereleri dönemin Başbakanı Sayın Erdoğan`ın kararlılı tutumu sayesinde başlamıştır. AB ortak politikalar geliştirmiş olup, aday ve üye ülkeler bunlara uyum sağlamak için çalışırlar. Birlikte ulaştırma, tarım, çevre gibi birçok sektörle alakalı olarak ortak politikalar mevcut olmakla beraber turizm sektörü ile alakalı bir ortak politika geliştirilmemiştir. Yalnız aşama aşama AB gündemine turizm girmiştir. Turizmle alakalı olarak çok sevdiğim bir söz vardır: Bacasız Fabrika.

Turizmin bir güzel yanı da toplumları yavaş yavaş birbirlerini tanıyarak yakınlaştırmaya başlamasıdır.

Avrupa Birliği birçok farklı kültüre sahip ülkenin bir araya gelerek devam ettirdiği bir ortaklık projesidir. Hem kendi içerisinde toplumları yakınlaştırması açısından hem de Avrupa’nın değerlerinin başka ülkelere tanıtılması açısından turizm çok önemlidir.

AB üyesi ülkeler toplamda dünya turizm gelirinin %50’ye yakınını kazanmaktadır. Bu da 280 milyar dolar civarında bir rakamdır. Türkiye turizmde çeşitliliğini son yıllarda artırmış olsa da AB ülkeleriyle bazı turistik faaliyetlerde de baş edecek konuma inşallah gelecektir.

Türkiye’ye en fazla turist gönderen iki ülkeye bakarsak birisi Rusya’dır, diğeri ise AB’nin büyük ülkesi Almanya’dır. Rusya ile uçak krizinden sonra ilişkimiz düzeldikçe Rus turistlerde bu yıl artış var. Ama ilişkilerimizin gerildiği Almanya turist göndermek konusunda ketum davranacak gibi duruyor.

Zaten bugünlerde yatırımcılarına Türkiye’de güvenli bir yatırım ortamı olmadığı hususunda temelsiz telkinlerde bulunuyor. Gerilim arttıkça Almanya turizm de dahil olmak üzere başka konularda kısıtlamalara doğru gidebilir. Umalım ki akıl tutulması diye tabir ettiğimiz Türkiye’yi öteleyen tutumları gibi diğer ülkeler de Almanya’nın başını çekeceği turizmi baltalayacak kararlar almasınlar.

Turizmciler Türkiye`nin maruz bırakılmaya çalışıldığı kıskaça karşı nasıl tavır almalı ?

Turizm, ülke ekonomimizin lokomotif sektörlerinden birisidir.Sektör temsilcileri de bunun bilincinde olarak hareket etmeli diye düşünüyorum. Sanayi ürünlerinde en avantajlı ülke sizseniz, enerji kaynağı olarak en avantajlı ülke sizseniz, teknoloji üretiminde en önemli ülke sizseniz ülkenizde yapılan terör eylemi, ikliminiz, yönetim biçiminiz, demokrasiniz, tarihi geçmişiniz vb.birçok ayrıntı önem arz etmiyor.

Turizm ise böyle değil. Kolay manipüle edilebiliyor. Bir terör eylemi ile,diplomatik ilişkilerinizin bozulduğu bir ülkenin vatandaşlarına gitmeme çağrısı ya da zorluklar çıkarması buna verebileceğimiz en bildik örnekler. Almanya ve Rusya ile olan ilişkilerimizin turizme yansımaları daha çok yeni yaşadığımız tecrübeler. Bundan ülke turizminin bütün alt kolları etkileniyor.

Yurtdışından gelen turist bir tek deniz-kum-güneş tatiline gelmiyor. Müzeleri, ören yerlerini, doğa sporları aktiviteleri, tarihi eserleri görmek için ve hatta bilmediğimiz birçok hobi, zevk ve ilgisi için gelen turistler var. Haliyle otelcisinden, taşımacısına, rehberinden tekne kaptanına herkes bir şekilde olumsuz etkileniyor.

Ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmelerden bu kadar kolay etkilenebilen turizm sektörü için dernekler değil daha kapsamlı teşkilatlar ve üst çatılar kurarak, rehberler, otelciler, taşımacılar, müzeler, önemli kültür sanat ve tanıtım vakıfları elini taşın altına daha kapsamlı ve plan projelerle koymalı diye düşünüyorum.

Tabi ki devlet desteği çok önemli ama bu desteği bilinçli ve birlik halinde bir sektör önerileriyle sağlarsa çok daha faydalı olacaktır. Düşünsenize ülkemizde turizmi yapılacak o kadar çok şey var ki. Her birine ayrı ayrı bilinçli yatırımlar yapılırsa çok daha efektif işler yapılacaktır. Dış etkileri azaltacak çözümleri de büyük bir turizm temsilcileri birliği ve altında daha güçlü teşkilatlanmış mesleki ve yatırımcı birlikleri üretmelidir.

Batılı müttefiklerimizi samimi buluyor musunuz ?

Batılı müttefiklerimizin son yıllarda daha milliyetçi daha sert ulusalcı söylemlerin etkisiyle iktidarlarını belirlemeye başladılar. Bu da Türkiye’ye karşı politikalarında iç siyasette prim yaptırıyor maalesef. Zaten bazı emperyalist alışkanlıklarına güçlendikçe her platformda bir durun bakalım diyen bir Türkiye rahatsız ediyor.

Yani batılı müttefiklerimiz güçlenen Türkiye ile işbirliği yaparak karşılıklı yüksek fayda elde edecekken tersini yapıyor. Konuşmalarımda ve yazılarımda da sık sık kullandığım bir benzetme var: Akıl Tutulması diyorum buna.

Türkiye müttefiklerine zarar verecek girişimlerde bulunmuyor ama son dönemde fazlasıyla bunu onlardan görüyoruz. Avrupa’da başta Almanya olmak üzere birçok ülke PKK’lılara yıllardır ev sahipliği yapıyordu. Bu da yetmedi şimdi de FETÖ’cü alçaklara ev sahipliği yapıyorlar. ABD ise PYD/JPG ile Suriye’de işbirliği yapıyor ve onlara ağır silahlar veriyor. Hem de eski müttefiği ve NATO’nun önemli bir üyesi olan Türkiye’ye rağmen. Keşke sorunuza samimi buluyorum deseydim ama müttefiklik samimiyeti gösteren muameleler değil bunlar. 

Bazı Turizmcilerin Milli Duruş sergileyememesini nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Milli Duruş, özellikle yeniden şekillenen ve daha büyük gelişmelere gebe olan dünyada ülkemizdeki her sektör, her kurum, her birlik, her cemiyet ve her kişi için bir zorunluluktur.

Neden zorunluluktur?

Çünkü ;masaya güçlü oturursa Türkiye bir söz sahibi olabilir. O zaman daha refah içinde bir ülke inşa edebilir, dış baskıları kırabilir, onlarla rekabet edebilir. Yoksa kartlar yeniden dağıtılırken eli zayıf bir Türkiye kendi bekasını bile zor tesis edecektir. Her bir birey işini doğru yaparak, daha çok çalışarak, yaptığı işte yeni fikirlerle daha fazla fayda sağlayarak milli duruş sergileyecektir.

Yoksa hangi siyasi fikirden olursak olalım karşıdakine karşı siyasi mücadele vermek Milli Duruş olmuyor. Herkes ve her kurum çok çalışıp ülkesi için her platformda katkı sağlamalı.

Bazı turizmcilerin Milli Duruş sergileyememesi onların kendilerine zarar vermesidir.

Turizm diğer sektörlerden daha millidir. Zira bütün milli değerlerinizi sunarsınız dünyaya. Turizmci arkadaşlarımız bu sektörün manipülasyonla olumsuz etkilenebildiğini ve daha müreffeh bir Türkiye’nin daha fazla turist çekeceğini bilmeli. Milli Duruş sergilememeleri ya para odaklı ya da siyasi farklılıktan olabilir. Ama milli konularda bunları hepimizin gözardı etmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Turizm sektörünü Türkiye`nin geleceğinde nerede görüyorsunuz ?

Rahmetli Turgut Özal, turizmin önemini çok iyi kavramıştı. O yüzden 1980’li yıllar çok hızlı bir gelişme gösteren sektör her yıl daha da büyüdü ve bugünlere geldi. Başka ülkelerden gelen turist kadar yerli turist de artık önemli bir dilime sahip. Hatta Türkiye zenginleştikçe yerli turist bugünden de daha fazla önem arz edecektir.

Türkiye, tarihi zenginliğiyle, coğrafi güzellikleriyle, dinamik nüfusuyla yeni atılımlar ve yatırımlarıyla cazibesini hep koruyacaktır. Gelecekte hizmet çeşitliliğini artıracak, daha kalifiye daha yetişmiş ve vizyoner nesilleriyle turizm sektörü gelişecek ve belki de en büyük gelir kapısı olacaktır ülkemizin...

Sayın Bakanımıza eşsiz nezaketi ve misafirperverliğinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız.




Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
Bu Haber İçin Henüz Yorum Yapılmamış