IEHA Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Adnan AKTUĞ evlilik-boşanma ikilemini
ve psikolojik yıkımları gündeme taşıyor
."Benim demek istediğim esas sorun burada başlıyor.Evlenenlere her ne kadar yetersiz görsem de verilen üç günlük yasal izin,neden?boşananlara,dünyanın ne kadar saçma olduğunu düşündüğü bir zamanda psikolojik olarak kendisini hazırlayabilmesi için verilmiyor?"
Evlilik, eski Türk filmlerinde olduğu gibi;
Tut kızı kolundan, al nüfus cüzdanını, ayarla nikah işlemlerini, etraftan geçen iki kişiyi çağır şahit yap, öyleyse başlasın nikah merasimi.
- Bu adamı kocan olarak kabul ediyor musun?
- Evet
- Sen bu bayanı karın olarak kabul ediyor musun?
- Evet
- Siz nikah şahitleri? Siz şahit misiniz?
- Evet, evet valla
- E o zaman bana tanınan yetkiye dayanarak bende sizleri karı – koca ilan ediyorum.
Demekle olmuyor.
Geçenlerde turizmci bir arkadaşımdan evlilik davetiyesi geldi. “Bu yaz sıcağında düğün mü? olur” diye de içimden geçmedi değil. Sıcağı geçtim, turizmci arkadaşın evlilik hazırlıklarını kendimce şöyle bir düşününce “e yok artık” dedim.
Nikah şekeri, davetiye seçimi, davetiyelerin dağıtılması, gelin başı, düğününüz yemekli olacaksa yerleşim planı, davetliler ve rezervasyonu, nikah şahidi seçimi, yeni eve taşınma, yeni eşya ve taksitleri, kira, depozit, elektrik- su abonelikleri, salon seçimi, fotoğrafçı, kameraman, orkestra, gelin çiçeği, damat traşı, düğün arabası, balayı rezervasyonu gibi binlerce detay var.
Evlenenler bu hazırlıkları ailesi, yakınları ve eş adayıyla birlikte yapıyor ama bir de balayı, cicim ayı durumları var.
Evlenenlere yasal olarak üç günlük evlilik izni veriliyor. Bu üç günün sonunda biz ne diyoruz, “hadi yeter kardeşim gel işbaşı yap.”
Evlilik ne kadar işin güzel yüzü olsa da birde işin diğer yüzü var. Boşanma.
Boşanma,
Özellikle son zamanlarda, üç evliliğin nerdeyse ikisi boşanmayla sonuçlanıyor. Özellikle bayanların ekonomik özgürlüklerini de kazanmalarıyla birlikte çiftler birbirlerine katlanmıyor. Kolayca boşanma yolunu seçebiliyor. Doğru yada yanlış bunun mukayesesini yapmak başkalarına düşmez. Zaten evli çiftin aralarındaki sorunlar kimseyi de ilgilendirmemelidir. Anlaşarak boşandıkları halde aralarında sevgi bitse de saygının devam ettiği çiftleri takdir etmek gerekir.
Yakından tanıdığım boşanmış arkadaşların sorunlarını düşününce de ilk aklıma gelenleri sıralayacak olursam, toplumun boşanan çifte bakış açısı, psikolojik çöküntüler, yalnızlık duygusu, mali çöküntüler, yalnız başına ödenecek borçlar, taksitler, eğer arada çocuk varsa çocuğun bakımı, psikolojisi, okul sorunları, evden taşınmalar, yeni ev arama, banka – sigorta- telefon- elektrik – su aboneliklerinde değişiklikler vs vs ..
Benim demek istediğim esas sorun burada başlıyor. Evlenenlere her ne kadar yetersiz görsem de verilen üç günlük yasal izin, neden? boşananlara, dünyanın ne kadar saçma olduğunu düşündüğü bir zamanda psikolojik olarak kendisini hazırlayabilmesi için verilmiyor?
Burada amaç, boşanmayı özendirmek değil, özellikle boşanmış eş ile çocukların ruh sağlığıyla ilgili problemlere duyarsız kalmamaktır diye düşünüyorum.
Yanlış düşünüyorsam lütfen olumlu ya da olumsuz olarak beni eleştirin.
Sevgi ve Saygılarımla,
Adnan AKTUĞ