Röportaj
12-10-2017 13:15
Mısır`da bulunan Siva Sharm Resort and Spa Otelinin Genel Müdürü Selahattin Nayman ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Mısır`da görev yapan başarılı Türk Otel yöneticisinin Turizm sektörüne dair çok önemli değerlendirmelerini paylaşıyoruz.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz ?

Merhabalar, bendeniz Selahattin NAYMAN. Bilkent Üniversitesi Turizm Otel işletmeciliği bölümünü 2003 yılında bitirdikten sonra başladığım kariyerimi bugüne dek yurtiçi ve yurtdışında çeşitli zincir otellerde farklı pozisyonlarda sürdürdükten sonra an itibariyle Mısır’ın en büyük otel grubu olan Red Sea Hotels grubunun Sharm El Sheikh’te bulunan 5 yıldızlı 550 odalı Siva Sharm Resort and Spa otelinin Genel Müdürü olarak sürdürmekteyim.


Müşteri profiliniz hakkında bilgi alabilir miyiz ?

Siva Sharm olarak geçtiğimiz yıllarda asıl olarak Rus ve İngiliz pazarlarının en çok tercih edilen otel grubu olmuş olsakta ne yazık ki; Rus uçağının düşürülmesi sonrasında gelişen süreçte Rusya’nın ve hemen ardından İngiltere’nin uçuşları durdurması sonrasında market değiştirmek zorunda kaldık.

Otelimiz bugün ağırlıklı olarak Ukraynalı misafirlerimizi ağırlamakta.

Ayrıca Avusturya, Belarus, Belçika, Almanya, Macaristan, Kazakistan, Moldovya, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Romanya pazarlarının da Sharm El Sheikh destinasyonunda tercih ettiği önde gelen oteller arasında yer almaktayız.

Ayrıca Thomas Cook, ETI, JoinUp gibi önemli seyahat acentaları ile çalışıyoruz.

Burada ne yazık ki; belirtmek zorundayım, otelimiz ve grubumuz Türk pazarında yeterince tanınmıyor. Oysa, bundan çok kısa bir süre önce Türk pazarının ilgi gösterdiği destinasyonlardan biri idi özellikle Sharm.

Ancak gerek Mısır’da son dönemde yaşananlar, vize sürelerinin 3 haftayı çoğunlukla aşması ve iki ülke arasında siyasi gerilimin tırmanması Türk pazarının buraya ilgisini azaltmış durumda.

Umuyorum ki, yakın bir gelecekte Türk misafirlerimizi burada ağırlamaya yeniden başlarız. Bu konuda benimle temasa geçecek herkese yardım etmeye hazır olduğumu ifade etmek isterim bu vesile ile.


Hizmet anlayışınızda sizi ön plana çıkartan nedir ?

Hizmet sunduğumuz misafirlerimize personelimizle Mısır misafirperverliğini ve kültürünü verdiğimiz servisle yansıtmaya çalışıyoruz.

Misafirlerimizle sadece c/i ve c/o esnasında değil otelimizde geçirecekleri her zaman diliminde birebir özel olarak ilgilenmeye, bizlere ihtiyaçları olduğunda yanlarında olmaya, kendilerinin her türlü taleplerini ivedilikle karşılamaya ve onlara unutamayacakları güzellikte bir tatil yaşatmaya çaba sarfediyoruz.

Misafir memnuniyet anketlerimizde gördüğümüz memnuniyette bizim en büyük ödülümüz oluyor ve her aldığımız olumlu yorumun ardından daha büyük keyifle misafirlerimize daha iyi hizmet sunmaya ve kendimizi ve servisimizi daha da geliştirmeye çaba sarf ediyoruz.

Bütün bunların ardından ise misafirlerimizin otelimize yeniden geliş oranı %50 civarında gerçekleşiyor ki her ne kadar bu rakamı daha yukarılara taşımayı arzu etsekte içinde olduğumuz koşullar ve pazarın darlığında bizlere büyük moral ve motivasyon kaynağı oluyor. 

Başarınızı neye bağlıyorsunuz ?

Öncelikle ortada bir başarı öyküsü varsa bunu ancak bunu ekip çalışması ile gerçekleştirebilirsiniz. O nedenle sadece benim kişisel başarımdan değil, ekip olarak gerçekleştirdiğimiz başarılardan söz etmemiz gerekir ve kesinlikle ifade etmeliyim ki iyi bir takımım olmasına çok şey borçluyum. Bu noktada, ekip dayanışmamızın ilk örneği olarak hiç şüphesiz Red Sea ailesine geldiğim ilk andan başlayarak gerek Genel Koordinatörümüz İskender Gedeleç’in, gerekse de burada tanıştığım değerli ekip arkadaşlarımın yabancılık çekmemem ve adaptasyonum konusunda ellerinden geleni yaparak bana fazlasıyla destek olduklarını vurgulamalıyım.

Kariyer hayatıma başladığım ilk günden bugüne takım çalışmasının varlığına ve önemine çok önem veren bir yönetici olmaya çaba sarfettim. Zaman içinde farklı dil, kültür, milliyet, ırk sahibi personellerle çalıştım, bugün de farklı bir ortamda değilim.  Ancak her daim inandım ki personeline eşit davranır, verdiğin sözü tutar, ödül ve ceza sistemi kurar, adilane bir yönetim sergiler bunu da personeline vereceğin iyi eğitimle harmanlarsan başarı kendiliğinden gelecektir. 

Siva’ya geldiğim günden bugüne de hep bunu yapmaya çalıştım ve uygulamaya devam ediyorum. Siva ailesi olarak elbette hala eksiklerimiz ve gelişmeye ihtiyaç duyan hususlarımız var ama geldiğim andan başlayarak gerçekleştirdiğim personel performans, sadakat ve moralini yukarı ivmelendirme çalışmaları sonucunda gerek personelim gerekse departman müdürlerimle kurduğum ikili ve çoklu ilişkiler sonucu gelinen nokta da diyebilirim ki, Siva personeli artık daha mutlu. Personel değişim oranlarımız düştü ve personel motivasyonu arttı. Bu da elbette başarıyı beraberinde getirdi.

Kısaca sadece bir genel müdür değil aynı zamanda iyi bir mentor olmak gerekliliğini hep savundum ve iyi sonuçlarını da, ne mutlu ki, tıpkı geçmişte olduğu gibi görmeye devam ediyorum. Umuyorum ki, gelecekte de görmeye devam edebilirim.

Açıkçası yıllar içinde daha da iyi değerini anladığım üniversite eğitimim sırasında almış olduğum eğitim, yıllar içinde kazanılan sektörel tecrübeler, her an sizi sanki daha evvel hiç başınıza gelmemiş gibi şaşırtmaya hazır onlarca misafir talebi ya da durum ihtimali söz konusu iken bunlara hazırlıklı olabilmek adına önceden görebilecek bir açıdan bakabilmek ve gereğinde önlem almak ve/veya misafir taleplerini anında karşılayacak zemin ve ortama sahip olabilmekte elbette başarı sağlayan faktörler arasında yer almaktadır.

Çok sevdiğim ve yıllardır bir çok örnekle pekiştirdiğim, belki de başarımın anahtarı olan bir başka husus ise dünyaya vizörden bakabilmem oldu hiç şüphesiz. Fotoğraf dünyasında yıllardır çalışmalar gerçekleştiriyorum, detayları yakalayabilmek ve hep en güzelini ve bir sonra ki sefere daha güzelini kadraja sığdırabilmek adına vizörden bakmayı öğrenmem aynı zamanda bana detaycı olma özelliği kazandırdı. Bugün belki zaman zaman fazla gelse de her olaya her talebe her duruma vizörden ve detaycı bir gözle bakıyorum. Bunun hayatıma kattığı bir çok değerin yanında kişisel başarımı da desteklediği muhakkak.

Başarımın en önemli kaynaklarından biri ise değerli annem Canan Nayman ve sevgili eşim Burcugül Nayman. Hani derler ya her başarılı erkeğin arkasında bir kadın olur. Ben sanırım biraz daha şanslı gruptayım. Bilhassa annem, her tür şarta ve geçmişte ki tüm yaramazlıklarıma rağmen beni desteklemekten vazgeçmiş olsa idi sanıyorum bugün karşınızda ki şahıs olamazdım. Eşim ise bayrağı devir alarak sürdürme konusunda oldukça iddialı, sağolsun.

Kısaca toparlamam gerekirse, başarı ancak iyi bir eğitim (buna bolca kitap okuma da dahil), yıllar içinde kazanılan mesleki tecrübe, deneyimlerinizden edindiğiniz öngörü yeteneği, hizmet verdiğiniz veya çalıştığınız insanları anlayabilmeniz adına bolca empati yeteneği, iç huzur, personelinize ve işinize verdiğiniz değer, size inanan ve sizinle aynı yolda yürümekten çekinmeyen bir ekip harmanından meydana gelir. Şanslı olduğumu itiraf etmeliyim ki, hepsine sahibim.

Size göre Türk turizm sektörünün sorunları nelerdir?

Türk turizminin sorunları üzerine konuşmaya başlarsak inanın nerede duracabileceğimizi kestiremiyorum. Nereden tutsak tutarsızlık var, nereden baksak elimizde kalacak o denli büyük hatalar söz konusu ki.

Halen oturmuş bir turizm politikası olmayan ülkemizde, çoğunluğu fabrika kültüründen gelen, turizmle bir gün bile alakası olmamış ve mevcutta işlettiği ve/veya sahip olduğu otellere rağmen verdiği hizmet anlayışı ile sınıfta kalan sözde para sahiplerine mi yatırımcı demeli, yoksa işlettiği küçük otele bakmadan daha büyük tesisler elde etmek amacı ile ekonomik gücünü siyasi ranta da çevirecek şekilde hareket eden ama sektör üzerine hiçbir bilgisi olmayan yatırımcıları mı konuşmalı. Fizibilite çalışması yapmadan sektöre para yatırmayı kafasına koyan ve kısa sürede batan veya kendi sektörü farklıyken bir anda pazar araştırması yapmadan bölgeye giren ve bölgede mevcut otel enflasyonunu daha da körükleyen yatırımcılara ne demeli?

Bir de şüphesiz acı bir butik otel gerçeği var karşımızda lüks otellerin dışında, tıpkı rezidans kavramına uymayan rezidanslarımız gibi butik otel kavramına uymayan ama adı butik olan bir sürü bomboş otel çevremizde.

‘’Peki ya yöneticiler ve çalışanlar bazında durum ne? ‘’ derseniz, orada da durum çok farklı değil.

Eğitimsiz, her işi yaparım diyen, hak ettiğinin altında maaşları kabul etmek durumunda kalan, biat kültürünü koşulsuz benimseyen, otellerini bir birliği idare eder gibi yöneten ama genel yapıdan ve insan davranışlarından duygularından anlamayan, personeline bir kez bile merhaba dememiş, kendisine selam veren personeline sahip çıkmamış o kadar çok genel müdür ve yönetici piyasada ki, gerçekten eğitimli, sektörümüze emek vermiş çoğu üst ve orta düzey yönetici ise hayati mecburiyetler karşısında ya sektör değiştirmek zorunda kaldı veya erken emekliliklerinin tadını(!) çıkartmakta.

Bir kısmı ise yurtdışına gitti. Geriye kalanlar ile çevirmeye çalıştığımız otellerimizin genel durumu ise ne yazık ki içler acısı.

Personel açısından bakarsak, hiçbir yerde çalışamıyoruz ama otellerden birine girer çalışırız mantığı ile hareket eden, eğitimsiz ve getirdiği kardan çok verdiği zarar bini aşan bir personel yapısı hakim olmaya başladı.

Peki ya, bizlerin yakından tanıdığı onca personel nerede, hemen bakıyoruz ki farklı sektörlere geçiş yapmışlar. Ülkemizde kaliteli ön büro personeli bulabilmek, kat hizmetleri personeli bulabilmek, servis personeli bulabilmek ise gittikçe zorlaşır hale gelmiş durumda.

Çünkü; biraz tecrübe edinenler ya sektör değiştiriyorlar ya da başka alternatifler geliştiriyorlar. Aynı durum ne yazık ki, bir zamanlar herkesin hayranlıkla gitmek istediği otel restauranlarımızda ve onların mutfaklarında da bire bir geçerli.

Peki, yatırımcı hatalı, yönetici hatalı, personel hatalı kabul ediyorum ama hiç mi hata yok misafirde dediğinizi hisseder gibiyim. O konuda da diyebilirim ki, siz misafirinize doğru hizmeti vermez, doğru kaliteyi sunmaz, sizden beklentileri karşılamazsanız ve bir de bütün bunların arasında sizin verdiğiniz hizmeti sunan başka alternatifler söz konusu ise siz yine de misafirleri suçlayabilir misiniz?

Açıkçası bilgi çağını yaşadığımız şu günlerde bu kadar hatayı biz sektör içinde yaparken misafirin tepkisiz kalmasını bekleyemeyiz.

Bütün bu faktörlere ülke içi ve dışı faktörler, yabancı misafirin nerede ise gelmemesi için attığımız onca adım eklenince otellerimizin boş kalması beklenmeyek bir sonuç olmuyor ne yazık ki. Bir de buna adet olarak artan ancak gelir sağlayıcı pozisyonunda negatif etki ile sonuçlanan sözde ucuzluk ve herşey dahil sistemin yanlışları eklenince durum daha da içinden çıkılmaz bir hal almaya başlıyor.

Bir dokun bin ah işit derler ancak bugünlerde ne yazık ki biz turizmciler için gerçekten durum bu şekilde. Tüm bunların doğal yansıması ise kendi bölgesinin değerleri arasında olan kaç tane otelimiz son iki yılda piyasadan çekildi ve/veya hangi otellerimiz konsept değiştirerek rezidansa dönmeye karar verdiler. Hangileri yıkılıp, yerine konut inşaatı gerçekleştirilecek? Taksim ve Aksaray’da ya da Antalya’da ki son durumlar ne bir incelerseniz zaten durumun gün geçtikçe daha da vahim hale geldiğini göreceksiniz.

Bakmayın siz, televizyonlara çıkıpta herşey güzel olacak diyenlere, onlar iyimser hayali tablolar çizsede biz turizmciler ne yazık ki bir süre daha kan ağlamaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

Türk turizminin geleceği hakkında öngörüleriniz nelerdir ?

Açıkçası yukarıda uzun uzun aktarmaya çalıştım düşündüklerimi peki bütün bunlar ışığında gelecekten beklentim ne diye soruyorsunuz.

Söyleyeyim ; hükümetimiz yaklaşık üç yıl önce 2023 yılı hedefleri arasında 50 milyon turist 50 milyon dolar gelir hedefi belirlemişti, sonrasında da 2015 yılında yaklaşık 41 milyon misafir ağırladık ve dünyanın en büyük 6. Destinasyonu haline geldik. Ancak , 2016 ve 2017 yılında bu rakam ve gelir seviyesi ne yazık ki hedeflenenin çok gerisinde kaldı. Antalya bölgesi başta olmak üzere sezona başlamayan çok tesis, İstanbul bölgesi başta olmak üzere el değiştiren, kapanan çok otel gördük bu süreçte.

Dünya turizm örgütü ise 2020 yılında bizimde yer aldığımız Akdeniz havzasını 4.1 milyar turistin ziyaret etmesini öngörüyor. Yani biz bu pastadan üzerimize düşeni almaya çaba sarf edeceğiz. Biz bu pastadan pay almaya çalışırken ve aynı bölgede yer aldığımız tüm rakiplerimiz yeni pazarlama çalışmaları gerçekleştirirken ne yazık ki biz bunun çok dışında kaldık. Hatta tarihte ilk defa Berlin ITB fuarında protesto ile karşılaştık, standlarımızın boş olduğu gözlerden kaçmadı.

Yukarıda bahsini açtığım tüm hususların altında ne yazık ki geleceğe bakabilmek çok mümkün değil ancak yine de herşeye rağmen sektörümüze olan sevgimiz ve dünyanın tüm destinasyonlarından daha önemli olan çok sayıda artımızı göz önüne aldığımızda her ne kadar başaramasakta yine de sektörümüzün geleceği adına umutlu olmayı arzu ediyorum.

Ancak yine de gelecek ne yazık ki, bir süre daha kapalı gibi görünüyor. Umarız ki, sislerin ardında görmeye çalıştığımız şey, üzerimize gelen trenin ışık hüzmesi değil güzel günlerin habercisidir. İnanın sektör olarak çok ihtiyacımız var buna.




Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
Bu Haber İçin Henüz Yorum Yapılmamış