Piyasalar
$Usd Alış : 2.1284
$Usd Satış : 2.1322
£Euro Alış: : 2.9411
£Euro Satış: : 2.9464
Hava Durumu
Gazete 1. Sayfaları
Röportaj
18-08-2010 17:21
Başarılı Yönetici Turgay GENÇ Gazete Akdenize konuk oldu.Turgay Genç Turizm sektörünün Başarılı Gazetecisi Sayın Halil Öncü`nün sorularını tüm içtenliği ile cevapladı.Bu değerli Röportajı okurlarımız ile paylaşıyoruz.

Genç, yaptığımız röportajda Türk Turizminde Kemer`in farklı bir yerinin olduğunu söylerken, ``Kemer`e girerken o çam ağaçları o çevre güzelliği insanı gerçekten mest ediyor. Mavi ve yeşil kucaklaşmış sizi bekliyor. Turizmciler olarak Kemer`in diğer bölgelerde yaşanan çevre yıkımına maruz kalmaması en büyük arzum.``dedi.Çevrenin önemine değinen başarılı turizmci Turgay Genç, ``Çevre olmadan turizm olmaz, olmayacak. Bu yüzden Kemer bölgesi gördüğü ilgiyi fazlasıyla hak ediyor. Adrasan ve Olimpos bölgesi Türk turizmi için çok önemli değerler. Tabi siyasi idarenin, yerel yönetimin ve bölge turizmcilerinin uyum içerisinde çalışması, birlikte hareket etmesi gerekiyor.``dedi.

Turgay Genç kimdir?, Antalya, Kemer, Alanya gibi bölgelerde turizmin neresinde? Nerelerde yanlışlar nerelerde doğrular yapıyoruz?,Her şey dahil kalkabilir mi? Ülkemizin önde gelen kongre otellerinde,sayısız kalite ödüllerine sahip Uluslararası zincirlerde çeşitli düzeylerde yönetici olarak görev almış, görev aldığı tesislerde işgörenlerin eğitimine yönelik eğitim programları hazırlayan ve eğitimler veren, bir çok beş yıldızlı otel için otellerin ihtiyaçlarına yönelik özel eğitim programları hazırlayan, birçok tesis açılışları gerçekleştiren ve bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı Bünyesinde İngilizce Öğretmeni olarak görev alan ve halen turizmin içinde haberturizm gazetesi`nin sahibi olarak genel koordinatörlüğünü yürüten Turgay Genç ile işte bu röportajı gerçekleştirdik.
 
 
Turgay Genç 

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1979 Yılında Zonguldak ili Çaycuma ilçesinde doğdum. Daha sonra memur bir Aile’den gelmem nedeni ile Bursa’ya taşındık. İlk ve orta öğrenimimi adını söylemekten gurur duyduğum Bursa Atatürk Lisesinde tamamladım. Herkesin “Okuyup da garson mu olacaksın ?” dediği bir ortamda bir gece gizlice üniversite tercihlerimi değiştirerek üniversitede Turizm-Otel İşletmeciliği Bölümüne girdim.

Daha sonra sırası ile Afyon Kocatepe Üniversitesi Turizm Otel İşletmeciliği ve Anadolu Üniversitesi İşletme Ana Bilim Dalından mezun oldum.Turizm Sektörünü çok sevmem nedeni ile bitmek tükenmek bilmeyen bir azimle çalıştım. Ülkemizin önde gelen kongre otellerinde, sayısız kalite ödüllerine sahip Uluslararası otel zincirlerinde çeşitli düzeylerde yönetici olarak görev aldım. Görev aldığım tesislerde iş görenlerin eğitimine yönelik eğitim programları hazırladım ve eğitimler verdim. Bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde İngilizce Öğretmeni olarak görev aldım.

Fakat Turizm Sektörüne olan özlem beni sektöre geri döndürdü. Dediğim gibi insan bir kez turizmi tadınca kıyısından köşesinden de olsa bu sektörden kopamıyor. Sektör Profesyonelleri tarafından defalarca ödüllendirildim. Yazmış olduğum makale ve akademik çalışmalarım departman el kitaplarına girdi ve üniversitelerde okutuldu. Çok iyi derecede İngilizce ve Almanca biliyorum. Malum sektörün yapısını biliyorsunuz. Sürekli kişisel gelişiminize önem göstermelisiniz. Bu bağlamda hiç boş durmadım. Çeşitli dallarda sayısız mesleki eğitim, uzmanlık ve başarı belgelerine sahibim. Ülkemizin önde gelen üniversitelerinde konferanslar verdim. Halen P&R Public Relations Consulting firmasının Genel Müdürlüğü’nü yapmaktayım.  Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği aktif üyesiyim. Çeşitli gazetelerde ise halen köşe yazılarım yayınlanmakta. 2006 yılından bu yana değerli eşim Sayın Çiğdem GENÇ ile evliyim.
 

Antalya, Kemer, Alanya gibi bölgelerde turizmi bize değerlendirebilir misiniz? Nerelerde yanlışlar nerelerde doğrular yapıyoruz?

Halil Bey, genel anlamda doğrularımızın çok olduğunu söylemek isterdim.  Bu beni çok mutlu ederdi. Fakat Ben doğrularımızın azlığından rahatsızım. Turizmde doğruları yapan tesislerimiz o kadar az ki;bir elin parmaklarını geçmiyor.

Bir kere Sektör olarak turizm sektörünü insanlarımıza benimsetemedik. Halkımız turizmi 6 ay çalışılan bir hobi olmaktan öteye gidemeyen bir sektör olarak görüyor. Herkes; Turizmi herkes yapar mantığında. Buda kaliteyi düşürüyor. Herkesin yapabileceği bir sektörün doğal olarak iş gücüde yazın hasadı kaldırdığında otelde çalışabilen çiftçiden vb… oluşabiliyor.

İnsan Kaynakları Yönetimimiz maalesef eksik.
Sonra biz Sektörü kendi kendimize zindan ettik. İK uygulamalarında profesyonelleşmiş, kurum kültürü uygulamalarında başarılı otelleri konu dışında tutuyorum. Sektörde kişisel çatışmalar artıyor. Bu da sektöre ciddi zararlar veriyor. Sonra birde samimiyetsizliğe politik olmak demiyor muyuz işte bu saç baş yolduruyor.
Ben turizm sektörünün Türkiye’yi sırtlayacağına bu bağlamda sektörün gelişeceğine ve gelişmeye mahkum olduğuna inanıyorum. İşte bu noktada yanlışlarımızın farkına varıp bir an önce canımız acımadan doğruları bulmamız gerekiyor.
Hala teknolojik araç ve gereçleri kullanamayan personeller var. Eğitim seviyesi düşük, sahte diplomalı çalışanlarla mühendislik ve mimarlık harikası otellerimizin dışındaki bozuk altyapıyla turizm yapmaya çalıştığımızı söyleyebilirim. İşte bu yanlışlardan bir önce dönmeliyiz. Size basit bir örnekle açıklayabilirim.
Örneğin; Ben tatilimi Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde geçirdim. Gazipaşa’yı değerlendirdiğinizde turizmden pay almayı hedefleyen bir ilçe. Bir yandan turizmde büyümeyi hedeflerken diğer yandan sahilleriniz çöpten ve mısır satmaya çalışan Hanutçudan geçilmez ise bu iş olmaz.

Aynı zamanda turizm bölgelerimizde güvenliği sağlayamadığımızı düşünüyorum. Ben bunu hırsızlık turizminin gelişmesi olarak değerlendiriyorum.

1970’li yıllarda yapılmış olan Sevgili Tarık Akan ve Necla Nazır’ın başrollerini paylaştığı bir filmde hırsızlık amacıyla Güney şehirlerimize giden iki insanın hikayesi anlatılıyordu. Bunu bizzat şahsen ben yaşadım. Yabancı plakalı bir araç görüldüğünde soyulmaması içten bile değil.Nitekim istatistikler bile bunu gösteriyor.
 
Eğer gerçekten turizmde büyümeyi hedefliyorsak oyunu kuralına göre oynamak zorundayız. Ben Antalya , Kemer, Alanya, Side, Manavgat, Belek vb. bölgelerin turizm yatırımlarına doyduğunu düşünüyorum.
Nitekim yatırımcı profiline baktığımızda inşaat, tekstil vb. sektörlerden gelen yatırımcının sektörü bilmemesi ve turizmde profesyonel olmaması sektörde ciddi sıkıntılar doğuruyor.

Halil bey Sizinde bildiğiniz gibi bölgede otel dolu iken halde sebze satan kabzımal adasıyla “Canım sıkıldı.Oteli kapatıyorum” diyen otel patronları gördük.

Uluslararası otel şikayet sitelerine baktığımızda hala bölgede yabancı dil sorununun büyük bir sorun olduğunu görüyoruz.

Yine Antalya’yı düşünürsek ciddi bir ulaşım sorunumuz var. Antray’ın bölge ulaşım sorununu çözmediği hepimizce malum.Yine trafikteki sinyalizasyon sistemi ve bekleme süreleri, delik deşik yollar insana ızdırap veriyor.
Bölge otelcisinin yaptığı en büyük yanlışın yatırımcı profilinden kaynaklandığını düşünüyorum.
Profesyonel otel yöneticiliğinin tam olarak uygulanamaması.

1990’ların başında yapılan otel yatırımlarının desteklenmesi ve teşvikler doğru olmakla birlikte bugün yerini çevre felaketine bırakmakta. Nitekim sizinde bildiğiniz gibi çevre olmadığında, yaşanabilir bir doğa olmadığında turizmde olmayacak.

Sürdürülebilir turizm çerçevesinde çevreci otellerin sayısının artmasını doğru buluyorum.
 
 
 
Genç,  yaptığımız röportajda Türk Turizminde Kemer’in farklı bir yerinin olduğunu söylerken, “Kemer’e girerken o çam ağaçları o çevre güzelliği insanı gerçekten mest ediyor."dedi.

Herşey Dahil kalkabilir mi sizce?

Mevcut durumda her şey dahilin kaldırılabileceğini düşünmüyorum . Nedenine gelince; rakipleriniz ile aynı ürün ile rekabet etmeye çalışıyorsunuz.Eğer ki siz” her şey dahili kaldırıyorum “derseniz ciddi bir Pazar payı kaybedersiniz.Bu Pazar payının geri kazanılabilmesi 10 ile 20 yıl gibi bir süre alır.
Her şey dahilin yerine şu sistemi kullanalım, her şey dahili kaldıralım önerilerini gerçekçi bulmuyorum.
Evet her şey dahili kaldırabiliriz. Fakat turizm olgusunu Anadolu’yu yayamaz, destinasyonlarımızı arttıramaz, turistlerin bizi tercih etmelerini sağlayacak  farklılıklar sunamazsak turizmde iflas ederiz.
Hatırlarsanız Mumya filmi ile Mısır çok ciddi rakamlara ulaşmıştı. Bizde her şey dahil uygulamayacaksak kaybedeceğimiz pazarın ülkemize gelmesi için ilgi çekecek sebepler yaratmalıyız. Bunu başaramazsak mevcut ortamda Avrupa ve Rusya pazarının önde gelen büyük tur operatörlerinin” Türkiye’den her şey dahil uygulamalarını genişletmelerini bekliyoruz.” açıklamalarını yaptığı bir ortamda; Her şey dahil sisteminin kaldırılması Antalya bölgesi turizm destinasyonları için intihar olur.

Bu bağlamda mevcut durumda her şey dahil sisteminin kaldırılmasını tüm sıkıntılarına rağmen doğru bulmuyorum.

Son olarak eklemek istedikleriniz ?

Ben Türkiye’nin turizmde mutlaka başarılı olacağını ve sorunlarını çözeceğine inanıyorum. Bölgesel olarak baktığımda ülkemiz her bölgesi güzel. Fakat Kemer’e girerken o çam ağaçları o çevre güzelliği insanı gerçekten mest ediyor. Mavi ve yeşil kucaklaşmış sizi bekliyor. Turizmciler olarak Kemer’in diğer bölgelerde yaşanan çevre yıkımına maruz kalmaması en büyük arzum. Bölge turizmcilerinin bölgeye ve turizme sahip çıkmak adına yapmış olduğu etkinlikler beni fazlasıyla memnun ediyor.
 
Mavi ve yeşil kucaklaşmış sizi bekliyor. Turizmciler olarak Kemer’in diğer bölgelerde yaşanan çevre yıkımına maruz kalmaması en büyük arzum. Bölge turizmcilerinin bölgeye ve turizme sahip çıkmak adına yapmış olduğu etkinlikler beni fazlasıyla memnun ediyor.

Halil Bey konuşmamızın başında da söylediğim gibi çevre olmadan turizm olmaz,olmayacak.  Bu yüzden Kemer bölgesi gördüğü ilgiyi fazlasıyla hak ediyor. Adrasan ve Olimpos bölgesi Türk turizmi için çok önemli değerler. Tabi siyasi idarenin,  yerel yönetimin ve bölge turizmcilerinin uyum içerisinde çalışması, birlikte hareket etmesi gerekiyor. Yaşanan heykel krizini hepimiz hatırlıyoruz.

Ben bu sene için 2008 rakamlarını geçeceğimizi 2011’de de 2010 rakamlarını egale edeceğimizi düşünüyorum.
Bu bağlamda Türk turizm yatırımcısının bana göre yapması gereken en önemli, öncelikli üç şey var.

1- Mutlaka yatırımlar çevreye uyumlu olacak,çevreye zarar vermeyecek.
2- Mevcut konjonktürde yatırımın geri dönüş süresinin uzadığını göz önüne alarak sabırlı olacak.
3- Yatırım mutlaka profesyonel eller tarafından yönetilecek.
 
Bunlar yapıldığında uzun vadede Türk turizmi ve yatırımcısı kazanacak.
Çünkü çevre kirlenmeyecek, korunacak.Yatırımcı uzun vadeli stratejik hedefler çerçevesinde hareket edecek,satış ve pazarlama hedefleri gerçekçi olacağından bütçe hedefleri şaşmayacaktır.Türk turizminin çok parlak olacağını söyleyebilirim.



Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
Bu Haber İçin Henüz Yorum Yapılmamış