Böyle bir yazı daha önce kaleme alındı mı alınmadı mı bilemiyorum. Ama birisinin başlaması gerekiyordu ben de ilk adımı atmak istedim. Ümit ederim ki Tutgutreis’li Otelci meslekdaşlarımızın da bu yazıya katkıları olur hatta olmalıdır.
Bodrum denince akla ilk gelen Bodrum`un merkezi başta olmak üzere Göltürkbükü, Gündoğan, Torba, Bitez, Gümbet gibi sosyetik ve eğlencenin bol olduğu yerler geliyor. Turgutreis, Yalıkavak, Akyarlar ve hele Bağla pek akla gelmeyen veya gidilmesi uzak gibi (!) görünen yerler olarak algılanıyor. Gümüşlük’ü buranın dışında tutuyorum. Oranın “Balık Restoranları” adı çıkmışlığı ile yoluna-uzaklığına bakılmadan bir seferde olsa gidiliyor.
2005 den sonra Turgutreis’te birkaç tane 5 yıldızlı otel yapıldı. (La Blanche, Aegean Dream, Xanadu Iland) gibi. Daha önceden de yapılan bir kaç otel var. Önümüzdeki senede başlayacak oteller ile yapılmakta olan bir otel var. Bu işletmelerin müşteri yoğunluğu Acenteler kanalı ile pazarlanıyor ve fiyatları da iyi. Konumuz bu kurumsal işletmeleri kapsamıyor. Bu işletmeler rasyonel bir şekilde yönetiliyor. Ancak bu işletmeleri de ilgilendiren ve sıkıntıya sokan tek konu PERSONEL. Bu konuya ileri satırlarımızda değineceğim.
Turgutreis’in asıl derdi seneler önce sahil şeridinde yapılmış olan 25–65 oda kapasiteli oteller ile Apart Oteller. Zamanının inşaat anlayışı ve yapı malzemesi imkanları ile inşa edilmiş oteller artık tabanından tavanına kadar harap olmuş durumdalar. Her ne kadar zaman zaman tadilatlar yapılmak istense de gerek mal sahipleri gerek kiracılar yenileme maliyetlerini karşılayacak bütçelere sahip olmadıkları gibi yaptıkları her şey bir bilene danışmadan yapılmakta. Bu bütçeleri oluşturamamanın tek sebebi de reel satış fiyatlarının oluşturulamaması.
Domalan ve Bahçelievler mevkiindeki otellerin neredeyse tamamı ya satılık ya da kiralık. Üstelik kiralıklar her sene ayrı bir kiracı değiştiriyor. Satılıklar da rant sebebiyle alınıp satılıyor, hem de bir çivi çakılmadan. Birileri Ankara’da, İstanbul’da yani Büyükşehirlerdeki emlakcılara ilan vererek bu işletmelerin lafla ve olmayan getirisiyle makyajını yaparak otelcilik ve turizmle alakası olmayan kenarda köşede biraz parası olan hevesli kişilere bu işletmeleri kiralıyorlar. Bunların aşırı akıllı pazarlamacıları ise yurt dışında birikim yapmış olan ileri akıllı Türklere satıyor. Sizlere bir örnek; 64 odası olan 20 yıllık bir oteli yıllık 300 bin lira kira bedeli ile kiralamışlar.(?) Burada sezonu üst üste toplasanız tam 75 gün. Evet, sezon 5–6 ay ama doluluk oranları ay ortalamasında %50 yi bulmamakta. Ve işin en hazin tarafı ise küçük olan bu otellerin kişi başı (Oda-Kahvaltı) 3–5 pounda satılması. Kiracı bu işten zaten anlamıyor, bakıyor ki gelen giden yok, hemen bir acenteye veriyor. Acente de “Buranın fiyatı bu, bu fiyattan yukarı satamayız, istersen” diyor. Kiracı çaresiz.... Sezon sonu, gelsin başka birisi....
Turgutreis’teki otelciler arasında bir birlik beraberlik yok. Olması da mümkün değil. Herkes kendi can derdinde. Bu durum her şeyden önce Turizme ve Otelciliğe inanılmaz zararlar veriyor. Burayı ne Turizm Bakanlığı ne de yerel Belediye denetliyor. Belediyeyi bir kenara koyalım. Otel denetlemesini yapmak için ciddi otelcilik bilgisine sahip olmak gerekir. Yani Belediyenin bu işi yapmak için yeterli ne elemanı ne de bilgisi var. Bunu neden yazdım? Çünkü buradaki otel işletmelerinin çoğu Belediye belgeli oteller. Belediyenin de bu otelleri denetlemeleri işlerine gelmez. “Zaten sezon kısa, millet kıt kanaat bir şeyler yapmaya çalıyor, bir de ben bunları mağdur etmeyeyim” diyor herhalde. Tamam da, o zaman Belediye ön ayak olup bu işletmelere bir çağrı yaparak bir birlik ve strateji geliştirmeli. Belediye sezon başında Turizmle ilgili elemanlar için kurs açtı. Kaç kişi gitti ve belge aldı bilemiyorum. İnşallah faydası olmuştur. Belediyenin iyi niyetini ve hoş görüsünü takdir ediyoruz ama bu niyet uzun vadede inanılmaz zararlar verecek.
Şimdi buradan Turizm Personeli konusuna değinmek gerekiyor. Bir kere bilinmesi mutlak gerekiyor ki, burada SGK bordrosuna asgari ücret yazılsa dahi ücretler asgari ücretin altında. Ne kadar çalışan sigortalı yapılıyor o da ayrı bir sorun. Tüm bunları geçelim. Buranın (Bodrumun) yerlisi Turizmde çalışmıyor. Çalışanlar çoğunlukla Milas gibi yakın yerleşim bölgelerinden veya doğu bölgelerinden geliyor. Antalya, Alanya, İzmir ve İstanbul da bu meslekte tecrübeli olanlar Turgutreis’e çalışmaya gelmez. Ücretler düşük, Bahşiş yok, eğlence çok kısıtlı, ulaşım pahalı, Yatacak yer sıkıntısı var. En önemlisi sezon 5–6 ay, sonra güle güle. Hangi deneyimli eleman buraya çalışmaya gelir? Çoğunlukla eğitim seviyesi düşük, lisan bilgisi olmayan, Türkçesi kaba personel istihdam ediliyor. Bunları zaten eğitmeye zaman yok. İşe alınan bir kaç gün sonra serviste iş başı yaptırılıyor. Sakın kaliteyi sormayın. Boş tabak masanızdan alınıyorsa siz ona dua edin. Bu sorun aslında bizim buraların değil genelde hemen hemen her turizm bölgesinin sorunu. Önümüzdeki 20 sene daha aynı sorunu yaşayacağız.
Beni en çok düşündüren, bu işletmeleri hiçbir otelcilik bilgisine sahip olmayan birilerinin talip olması. “Ben kasanın başına, hanım mutfağa, kızım resepsiyona, oğlum alış-verişe, eh 2–3 kişi daha bulur bu işi hallederiz” diyenler çok. Mal sahibinin zaten umurunda değil, o alacağı yıllık kira getirisine bakıyor. Sene sonu bir bakıyorsun, şikayet üstüne şikayet. Girin “Tripadvisor” sitesine okuyun Turgutreis içindeki otellerde kalan müşterilerin yorumlarını.
Her türlü hizmet kalitesinin düşük olduğu bu otellere gelenler bir daha bu yöreye gelir mi? Gelmez. Her sene aynı laf dönüyor “Geçen sene sezon daha iyi idi ama bu sene sezon kötü”. Tabi kötü olur, önümüzdeki sene daha kötü olacak, ondan sonraki sene daha da kötü olacak. Sen bilmeden bu işi yapıyorsan kendine verdiğin zararın yüz mislini Türk Turizmine ve imajına veriyorsun. Bu turist bir daha senin memleketine veya Turgutreis’ine gelir mi. Gelmez. Senin hizmet kaliten yüzünden gelecekleri de engeller.
Turizm Bakanlığını geçelim, Yerel Belediye bu işe el atmalı. Mülklerini kiraya verecek otel sahiplerini toplayacaksın, “Sen burayı kiralıyor musun? İyi, kimdir kiracın? Bu işi daha önce yapmış mı?” diye sorabilir misiniz? Garsona, aşçına, barmene, dönerciye yeterlilik sertifikan var mı diye soruyorsun, peki işletene niye sormuyorsun?
Kusura bakmayın Sayın yetkililer, Turizm günden güne kötü gidiyor, sizin mahalleyi bilemem ama bizim mahalle günden güne kötüye gidiyor. Biraz eğitim, biraz destek ve çok fazla DENETİM gerekiyor. Pardon, duyamadım “Hijyen mi? O da ne ki”.
Herkese bir sorum var; “Siz hiç Turgutreis’e geldiniz mi?” Lütfen bir kere geliniz. Güneşin en güzel battığı bu ilçeyi bir kere ziyaret edin.
Saygılarımla
Ahmet Cem Yenal
Bu Yazı 1129 Kez Okunmuş