Cansu Tuncali
21.06.2017

Köşe yazarımız Cansu Tuncali bu hafta siz değerli okurlarımız için Sultanahmet`i kaleme aldı.

"Saray bile var içinde daha ne olsun değil mi? Ramazan dönemine girmişken, Sultanahmet`ten bahsetmemek olmaz dedim ve sizler için bu hafta Sultanahmet`te bir hafta sonu nasıl geçer sorusuna cevap aradım."

SULTANAHMET, tarihi yarımadanın en şaşalı, en hayran kalınası bölgesi.

Öncelikle ulaşımdan bahsetmek gerekir ise Anadolu yakasından Kabataş ya da Sirkeci hattına geçip, tramvay ile tek vesaitte Sultanahmet’e erişebilirsiniz. Avrupa yakasında ise toplu taşımaları kullanarak ve yine tramvay hattı ile ulaşım çok kolay.

Konaklama için ise birçok turistik otel mevcut. Fakat benim önerilerim Armada Otel ile 360 derece İstanbul’u izleyebileceğiniz Adamar Otel. Bu iki otelin de hem manzaraları, hem yemekleri hem de servisleri mükemmel. Fotoğraf makinelerinizi hazır tutun derim. Bu mevsimde bu otellerde hafta sonu iki kişilik konaklama 250 TL civarında.
Gelelim gezmeye; malum padişahların, sultanların eviydi bu diyar.

Her zerresinde de Osmanlı’dan izler taşıyor dolayısı ile. İlk gün Sultanahmet Camii, Ayasofya ve çevresini gezmenizi öneririm. Topkapı sarayını ve Arkeoloji müzesine de tek gün ayırmanız gerekecektir. Baştan söyleyelim bir müze kart edinirseniz, her girişe ayrı para vermeniz gerekmeyecektir ve böylece geziniz daha uygun bir bütçe ile tamamlanmış olur.

Sultanahmet Camii’nin içine girip hayran kalmamak ne mümkün, eğer imkanınız varsa içeriden Kuran ya da ezan dinleyin, büyülenirsiniz. 1609 yılında yapılan bu ibadethane, bölgede en ihtişamlı Camii. Camii’nin en önemli özelliklerinden biri 20.000’i aşkın İzmit çinileri ile süslü olmasıdır. Bu çiniler nedeni ile de bir diğer adı da ‘Mavi Camii’dir. İç süslemeleri, avizesi, atmosferi ile görülmeye değer.

Ayasofya’ya geldiğimiz zaman ise Hristiyanlık ile Müslümanlığın kesiştiği eşsiz bir dini mekan burası. İçeri girdiğinizde tüyleriniz diken diken oluyor. 532 yılında yapılan bu kilise, Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul’u fethi ile camiiye dönüştürülmüştür. 1934 yılından beri müze olarak kullanılmaktadır.

Ayasofya’nın en büyük özelliği, içerisinde kullanılan motiflerde, Hristiyanlıkta reform niteliğinde olarak Hz. İsa ile Tanrı’nın bir olmadığının anlatılmasıdır. Yapılan titiz çalışmalar sonucunda, kilisenin ilk yapıldığı zamanlarda çizilen bu motifleri görmek de mümkün.

Eğer oruçlu değilseniz, bu iki yeri gezdiğinizde büyük ihtimal acıkmış olacaksınız. Tabii ki önerim Sultanahmet Köftecisinde yemeniz. Tarihi köfteci Selim Usta’da yemenizi şiddetle tavsiye ederim. Köfte üzerine bir de irmik helvası mükemmel gider.
Gezimize devam edersek, Sultanahmet Meydanı’nda bulunmanız gerekir. Burası gözünüze normal görünse de aslında tarihi bir Hipodrom. 2. Yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından yaptırılan bu Hipodromda at yarışları, müzik gösterileri gibi etkinlikler yapılırmış. Meydanda Örme Sütun, Dikilitaş, Yılanlı Sütun eserlerini de görmek mümkün.

Sonrasında ise Arasta Çarşısı’na gidip, tarihi çarşı içinde kilimci, deri ürünleri ve turistik eşya satan dükkanların arasında tarihe yolculuk yapabilirsiniz.

Alman Çeşmesi’ni de gözünüz muhakkak görecektir. Sultanahmet’te bilinen en ünlü çeşmelerden biri olan bu yapıt, Almanya’dan parçaları ile getirilerek Türkiye’de birleştirilip, şimdiki yerini almıştır. İçi altın, dışı çiniler ile kaplı olan bu çeşme de Sultanahmet’in en önemli yapıtlarından biridir.

Bugün için en son uğrak yeriniz Haseki Hamamı olabilir. Hürrem Sultan’ın talimatı ile yapılan bu hamamın iç süslemeleri ve dekoratif duruşu gerçekten Hürrem Sultan’ın ne kadar zevkli bir kadın olduğunu gösteriyor.

Eminim bu kadar gezdikten sonra güzel bir yemeğe kimse hayır demeyecektir. Malum iftar saati de yaklaşmış olacağı için size alışılagelmiş dışında bir önerim olacak; Azeri mutfağını denediniz mi hiç? Ajwa Otel’de bir ziyafet çekmek isterseniz, Zaferan Restoran Azeri mutfağının en gözde yemekleri ile hizmete açıldı.

Sevdiğiniz tatlara göre şeften yönlendirme yapmasını isteyebilirsiniz fakat benim favorim Şeki yöresine ait ‘Piti’ adlı kestane, nohut,erik, safran ile kuzu but lezzetlerinin birleşimi ile yapılan yemek. Yanına da Azerbaycan usulü patlıcan salatası. Farklı bir lezzet yolculuğu için Zaferan Restoran’ı keşfetmenizi öneririm.

Yemekten sonra ise Sultanahmet’te bulunan Ramazan eğlencelerine katılabilirsiniz. Ramazan çadırında satılan ürünlere bakabilir, keyifli zaman geçirebilirsiniz. Eğer benim gibi şerbet sevenlerdenseniz, gül şerbetini öneririm. Onun dışında kültürümüzde bulunan birçok lezzeti ve geçmişten günümüze gelen farklı kültürel ürünleri de bulabileceğiniz bu Ramazan çadırını es geçmeyin derim.

Eğer haliniz kalırsa, İstanbul’un en eski parklarından biri olan Gülhane Parkı’nı da ziyaret edebilir, yemek sonrası küçük bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Eğer oruç tutmayı düşünüyorsanız, Sultanahmet sahura kadar yaşan bir mekan. Dolayısı ile farklı seçenekleriniz olacaktır sahur lezzetleri için ama önerim sizi gün içinde çok susatmayacak lezzetleri tercih etmeniz olacaktır.

İkinci güne geçersek oruç tutmuyorsanız, sıkı bir kahvaltı yapmanızı öneririm, malum gezecek çok yer var. Ayasofya Camii’nin yakınında bulunan çay bahçelerinde çeşitli kahvaltı seçenekleri bulabilir, güne enerjik bir başlangıç yapabilirsiniz.

Ve turumuza başlarsak, Öncelikle Yerebatan Sarnıcından başlamanızı tavsiye ederim. Doğu Roma İmparatorluğu’nun en büyük sarnıcı olan bu yapı, Osmanlı İmparatorluğu zamanında kullanılmamış ve 1550 yıllarında Bizans İmparatorluğunu araştırmak için İnşası, atmosferi o kadar güzel ki, insan gerçekten büyüleniyor. Bir sarnıç için nasıl da özenmiş insanoğlu diyorsunuz. Burada görmeniz gereken en önemli yapı MedusaBaşı’dır. Bir rivayete göre Medusa baktığı herkesi taşa çeviren bir canavarmış. O yüzden binaların korunması için o dönemde Medusa Başlarının kullanıldığı düşünülmektedir.

Gelelim en önemli esere; Topkapı Sarayı…

Ne padişahlar, ne sultanlar ne aşklar geçmiş bu saraydan. Bahçesinde dolaşırken insan bunları düşünmeden edemiyor. Topkapı Sarayını gezmeden haremlikten başlayabilirsiniz, sonrasında da iç kesimlere doğru izin verilen alanları gezebilirsiniz. Tabii restore edilen ya da görüşe kapatılan bölümleri elbette var malum koskocaman bir saraydan bahsediyoruz.

Topkapı sarayında farklı sergiler de olabiliyor. Gezinize başlamadan önce danışmaya sergi durumunu sorarsanız, sergi gezisini de yapıp, tamamlayabilirsiniz Saray turunuzu…

Mutlaka görmenizi tavsiye ettiğim yerler ise Harem Ağaları Taşlığı, Valide Sultan Odası, Divan-ı Hümayun ve Çifte Kasırlardır.

Topkapı Sarayı bahçesinde bulunan Aya İrini Kilisesi’ni de ziyaret edin derim. Eski bir kilisenin müzeye dönüştürülmüş hali ile kültür harmanı yaşamanızı sağlayacak bu yapıt, Topkapı Sarayı’nın 1. Avlusunda bulunmaktadır.

Ve ihtişamlı bir müze gezisi için Topkapı Sarayı’ndan direkt geçiş yapabileceğiniz Arkeoloji müzesine gitmeniz gerekir. Helenistik dönemden Priene heykeli, MÖ. 5. Yüzyıldan Satrap Lahti, Roma devrinden Tanrı Beş heykeli, İskender Lahti, MÖ. 5. Yüzyıldan kalma yaban domuzu heykeli, Assos Athena Tapınağı, Frig Çömlekleri müzede bulunan en önemli eserlerden biridir. Temeli 1846’da Damat Ahmed Fethi Paşa tarafından atılan bu yapı, Türkiye’nin en önemli eserlerinin sergilendiği bir müze olarak hayatına devam etmektedir.

Bir diğer müze ise; Türk İslam Müzesi olarak Türk İslam eserlerinin sergilendiği müzedir. 16. Yüzyılda inşa edilen müze de İran, Selçuklu, Osmanlı gibi önemli İslam devletlerinin eserleri sergilenmektedir.

Tabii bu kadar gezi insanı hem yorar, hem acıktırır. Sakin ve leziz yemekler yemek ve keyifli bir kahve keyfi için size önerim; Yeşil Ev. Kendinizi şehirden uzakta gibi hissedeceğiniz bu restoranın bahçesinde huzurlu bir çay molası verebilir, leziz yemekleri ile karnınızı doyurabilirsiniz. 

Sultanahmet akla geldiğinde görülmesi gereken ilkleri sizin için derledim. Sultanahmet gezisinden zamanımız kaldı ne yapalım diye soranlar olursa da, bir tramvay kadar yakın olan Eminönü Karaköy hattına uğrayabilirsiniz derim.

Daha önceki haftalarda yazmış olduğum Eminönü-Karaköy yazımdan da burada yapılabilecek, gezilebilecek yerler hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Haftaya başka bir gezi rotasında görüşmek üzere, sevgiyle kalın…

Cansu Tuncali



Bu Yazı 743 Kez Okunmuş
Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış