Şimdilerde durum farklı mı, stajyer milleti ne tür aşamalardan geçmekte? Eziliyorlar mı, yoksa hayatlarından memnunlar mı? Meslek öğreniyorlar mı, yoksa sadece staj gününü mü dolduruyorlar? Merak ettim ve yakınlarda gerçekleşen bir seminerde kendilerine bu konularda bir dolu soru sordum.
Bilgi: Fransızcadaki ‘’stagiaire’’ kavramından Türkçe`ye geçmiştir. Staj yapan kişi anlamına gelir. `Stajer’ mi, `stajiyer’ mi yoksa `stajyer’ mi olarak söylenmesi ve yazılması gerektiği çok da net olmayan gizemli bir sözcüktür. Öyle ki halen mevcut birkaç kanun maddesinde bile farklı yazıldığı görülmektedir.
İlk stajlarımı İstanbul Dedeman ve şimdilerde yerinde yeller esen rahmetli Maçka Otelleri`nde yapmıştım. Benim için oldukça önemli deneyimlerdi gerçekten. Otelcilik yaşamının başlangıcında ve henüz karar verme aşamasında bir genç için oldukça ciddi bir tecrübelerdi bunlar. Ardından benim için risk oranı oldukça yüksek diğer bir staj sürecim de Antalya Dedeman Oteli`nin açılışı itibari ile gerçekleşti. Zira İstanbul dışına çıkıyor ve evveliyatta tatil için gittiğim güney sahillerine bu defa bizzat çalışmak ve meslek edinmek amacıyla demir atmaya hazırlanıyordum. Elbette ki bende ve arkadaşlarımda oluşan ilk intiba deniz, kum, güneş üçlemesi çerçevesinde yaşanacak kokteyl filminden hallice Antalya maceraları idi.
Yeni açılmakta olan ve inşaat süreci henüz tamamlanmamış bir otelde stajın ne demek olduğunu siyah işçi tulumunu, sarı lastik çizmeyi giyince ve inşaatların değişmez aksesuarı plastik bareti takınca anlamış oldum. Sonraki haftalarda beni ziyarete gelen arkadaşlarım bu halimi bizzat gördüklerinde önce gülmekten kırılmış ardından bu halime için için ağlamışlardı. Turizm ve otelciliği meslek edinmeyi düşünen bazıları ise o dakika bu fikirlerinden vazgeçmiş ve tazecik beyinlerini farklı alanlara sunmayı uygun görmüşlerdi. Sonuçta kazanan bankacılık ve telekomünikasyon sektörleri oldu elbette.
Fazlasıyla yorucu ve ağır geçen bir açılış sürecinin ardından ilk defa bir tesis açılışında bulunmanın heyecanı bana ve diğer stajyer arkadaşlarıma kar kaldı. Ardında yorgun bacaklar, kaslı kollar, yaralı - çatlamış eller ve muhtelif küçük sakatlıklar bırakan bu ağır tecrübenin bizlere asıl kazandırdıkları ise yıllar sonra belirginleşmeye başladı. Ne büyük bir kazanım elde ettiğimizi sonraki çalıştığımız tesislerde operasyon esnasındaki pratikliğimiz, hızımız ve çözüm odaklı bakış açımız vesilesi ile tecrübe etmiş olduk. Elbette aramızda dayanamayıp evine dönenler de oldu, bir gün içerisinde bırakıp kaçanlar da. Kolay değildi tabi ki. Külliyen ana kuzusu bir grup öğrenci genci inşaat işçisine yakın formatta çalıştırmak, halı ve mobilya taşıtmak, temizlik yaptırtmak ve bunların haricinde eğitim vermek, meslek öğretmek büyük bir organizasyon yeteneği gerektirdiği gibi sabrınızın sınandığı anlarda ‘’La Havle ve La kuvvete’’ diyerek ilahi yardım talep etmeyi de mecburi kılardı.
Geriye dönüp baktığımda ise olayları farklı değerlendirmeye başladım. Öncelikle bundan 20 yıl öncesinden bahsediyoruz. Nerede ise tüm teknik alt yapı tarih öncesi çağlara ait. Sistemler keza öyle ve her şey dahil sistemi henüz kanımıza işlememiş. Turizm lokomotif sektör olma yolunun daha çok başlarında. Üst yönetim tamamen farklı bir ekolden mütevellit. Kimisi Fransız, kimisi Amerikan otelciliği tarzında yetiştirilmiş. Onlardan önceki kuşak ise kimi yabancı memleket temsilcilerini içermekte. Farklı sistem temsilcilerinin birbirine aktarımda bulunduğu müthiş bir karma. Tüm bu değerli bilgi birikim damıtıldıktan sonra kana kana içenler ise bizleriz. Bizler ise karaf’ın dolu kalan kısmını gençlerle ne kadar paylaşıyoruz tartışılır.
YENİ JENERASYON STAJYER KÖLELER
Şimdilerde durum farklı mı, stajyer milleti ne tür aşamalardan geçmekte? Eziliyorlar mı, yoksa hayatlarından memnunlar mı? Meslek öğreniyorlar mı, yoksa sadece staj gününü mü dolduruyorlar? Merak ettim ve yakınlarda gerçekleşen bir seminerde kendilerine bu konularda bir dolu soru sordum. Aldığım yanıtlar beni yaraladığı gibi bu konuların gerçekliğini bizzat öğretmenlerin teyit etmesi de bilakis canımı acıttı doğrusu. 16 saatin üzerinde çalıştırılmalarını, yarım saat antrakt verildiğinde sandalye üzerinde dinlendirilmelerini, tonlarca su, içki, koli, fıçı, kasa ve benzeri malzemeyi tek başlarına taşımalarınıı, stajyer olduğu halde kadrolu personelmiş gibi sorumluluk verilmesini, son derece kötü lojman koşullarını, saçma sapan nedenlerden cezalandırılmalarını, fazla mesai yaptırılmasını ve daha bir dolu şeyi hayretler içinde dinledim.
Önce staj döneminin zorluklarından, yaşanması gereken durumlardan, doğal sürecinden, meslek öğrenmek için birtakım zorluklara katlanılması gerektiğinden, emek verilmeyen hiçbir işten sonuç alınamayacağından ve daha bir dolu şeyden dem vurdum karşımdaki gençlere. Ancak her defasında aldığım yanıtlar ve gerçekliği şüphe götürmeyen deneyimleri benimle paylaştıklarında söyleyecek sözüm kalmadı açıkçası. Zira anlattıklarından daha fazlasını kimi zaman görüyor, kimiz aman ise çevremden duyuyordum. Sezonluk kadrosunun yarısından fazlasını stajyerlerden oluşturan tesis yönetimlerinin farklı zihniyet de olup da bu yavrucaklara iyi niyetli davranmaları beklenemezdi elbette. Ama bu kadarına da pes doğrusu dedirtecek kadar sıkıntılı bir durum ortada gözlerimizin önünde cereyan etmekte. Tesislere stajyer veren okul yönetimleri de artık sezonda çocukları otellere gönderirken daha ihtiyatlı davranmakta ve birtakım sorgulamalar yapmak zorunda kalmış durumdalar.
Koskoca bir sektörü stajyerlere emanet etmek, otelin yarı personelini onlardan oluşturmak, turizmin T’sini bilmeyen gençlere meslek öğretmeden nasıl olsa çalışırken öğrenirsiniz diyerek direk operasyonun ortasına bırakmak, köle gibi çalıştırıp üç kuruş stajyer maaşına tamah ettirmek, kötü koşullarda konaklatmak, Türk tipi otelciliğe mahsus olsa gerek. Dünyanın hiçbir yerinde rastlayamayacağımız bu tipik davranışımız vesilesi ile koskoca sektörü riske etmekte olduğumuzda cabası. Zaten bu nedenledir ki turizm sektöründe istihdam problemi yaşanmakta ve önümüzdeki yıllarda fazlası ile yaşanacakta. Staj döneminde köle gibi çalıştırılan nice genç turizm öğrencisi okulu bitirdiğinde kesinlikle turizm yapmayacağına dair kendi kendine söz vermiş durumda. Sinekten yağ çıkarma mantığı değişmediği sürece düzelmeyecek olan bu çarpık sisteme birileri dur demeli. Sektörün bu vesile ile kan kaybetmesine engel olunmalı. Turizm öğrencisi gençlerimizin meslekten soğutulmaması sağlanmalı. Ülkemizi ziyarete gelen, otellerimizde konaklayan turistin lobideki tuvaletin yerini bile bilmeyen, servis yapmaktan bihaber stajyer’e teslim edilmesi önlenmeli. Turizmi riske atmaktan bilhassa artık vazgeçilmeli.
Bu Yazı 392 Kez Okunmuş