Ezel Abacı
02.08.2017

01.01.2013 ve 01.01.2014 tarihlerinde kademeli olarak yürürlüğe giren 6331 nolu iş sağlığı ve güvenliği yasası ve buna bağlı yayınlanan yönetmelikler kağıt üzerinde uygulanabilir gibi görülsede saha da oldukça büyük handikapları içermektedir.

Yasanın hazırlanışı ve yürürlüğe girmesi aşamasında iş kazalarının, meslek hastalıklarının önüne geçmek için yola çıkılmış sıfır iş kazası hedeflenmiş ve toplumda farkındalıklar oluşturmak amaç edinilmişken, uygulamada iş kazaları azalmamış ,tam tersi yükselen rakamlarla,Dünya üçüncülüğü Avrupa Birinciliğine Türkiye rakipsiz bir şekilde devam etmiştir.

Yasanın yürürlüğe girmesi ile tehlikeli ve çok tehlikeli grupta yer alan işletmeler ile 50 den fazla çalışanı bulunan az tehlikeli iş yerlerinde iş güvenliği uzmanı işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli çalıştırılması zorunlu kılınmıştır.Yasanın ne işe hizmet ettiğini anlayamamış işverenler tarafından bu durum, ek bir maliyet ,gereksiz giderler kategorisine alınmış ve ‘’kağıt üzerinde ne yapılması gerekiyorsa yapalım geçelim’’ zihniyeti ile göstermelik çalışmalar yapılarak yasanın bir şekilde uygulanması engellenmiştir.

Öyle ki yönetmeliklerde 8-12-16 saat olarak belirlenmiş olan eğitim saatleri sahada maalesef ki uygulanamamaktadır.İşveren ,çalışacak kişinin işe başlamadan önce ve iş yerinde çalıştığı süreç içinde tamamlaması gereken eğitimlere zaman kaybı veya işgücü kaybı olarak görmekte, üretimini veya çalışmaları durdurmak istememekte ‘’en fazla yarım saatte bitir eğitimleri’’ diyerek İş güvenliği profesyoneline baskı yapmaktadır.Kısacası sahada eğitimler yasanın öngördüğü şekilde yapılamamakta, çoğu işletmede,kağıt üzerindeimza olarak kalmaktadır.

Ülkemizdeki İş sağlığı ve Güvenliği yasasının uygulanmasındaki en önemli engellerden birisinin de Ortak Sağlık Güvenlik Birimi adı altında işverenlerle ticari ilişkiler kuran kurumlar olduğu gerçeğidir.OSGB de çalışan bir C sınıfı uzmanın bir ay içerisinde denetlemesi gereken ,uzmanlığını üstlendiği işletme sayısı 70-80 kadardır .Bu işletmelere ulaşabilmek için araç ile yaptığı kilometre aylık olarak en az 4000-5000 kmyi bulmaktadır .

Düşük maaşlara ,sosyal haklardan mahrum çalışan iş güvenliği uzmanları ,OSGB sahiplerinin üzerinden para kazandığı günah keçileri haline getirilmiş, OSGB sahibi ve uzmanlığını üstlendiği işletme sahibinin arasında sıkışıp kalmış ,olası bir kaza durumunda adaletin karşısında hesap verecek kişiler olarak toplumun gözünde yeralmıştır.Olası kaza durumlarında OSGB ler kenara çekilmekte ,uzmanı adli makamların önüne atmaktadır.

Ölümlü kazalar sonrasında gözaltına alınan ,sorgulanan,ceza alan İş güvenliği uzmanı sayısı azımsanmayacak düzeydedir. 20 çalışanı olan çok tehlikeli işletme statüsündeki bir firmaya iş güvenliği uzmanının vermesi gereken hizmet süresi ayda 800 dkdır.Yani 13,3 saat= toplam 2 iş günüdür.

Yönetmeliklerde görev tanımı rehberlik ve danışmanlık olarak belirtilmiş iş güvenliği uzmanı ayda 2 iş günü gittiği bir işletmede eğitim,denetim, raporlama, risk değerlendirme ,acil durum planları, gibi bir çok işi yerine getirmektedir ancak takdir edersiniz ki diğer 28 gün işletmede bulunmadığı için durum iş güvenliği uzmanının kontrolden çıkmaktadır.

Öyle ki çok tehlikeli olan inşaat işlerinde personel sirkülasyonu hızına iş güvenliği uzmanı yetişememektedir.Bir sonraki ay şantiye denetlemesine gittiğinde eğitim verdiği tek bir kişiyi bulamamakta hatta hatta ekibin iki tur değiştiği zamanlar dahi yaşanmaktadır.

Bu durumlara en iyi çözüm tam zamanlı firma bünyesinden bir iş güvenliği uzmanı görevlendirmek gibi görünse de, bunun da uygulamada ciddi problemleri bulunmaktadır.

Öyle ki ; maaşını aldığı işverenini denetlemek, raporlamak ,hatta önlemler alınmadığı takdirde Çalışma Bakanlığının ilgili birimlerine şikayette bulunmak çoğu İş güvenliği uzmanının cesaretle yapabileceği bir durum değildir.İşletmenin denetlenmesi ceza alması durumunda (ki para cezaları veya iş durdurma cezaları işletme için ciddi maliyetler oluşturmaktadır) iş güvenliği uzmanının o işletmede çalışmaya devam etmesi mümkün olmadığı gibi, çalıştığı süreçte mobbinge uğrayan , iş yerinden ayrıldıktan sonra sana hiçbir yerde ekmek yedirmeyeceğim diye tehdit edip ,gitti firmaları arayan,o iş yerinden de attırmaya çalışanlar, hatta daha ileri gidip uzmanı öldürmekle tehdit edenler dahi bulunmaktadır.

Kısa bir süre önce yaşanmış ve bana ulaşmış bu konuya örnek oluşturacak bir olayı da sizinle paylaşmak isterim.
Az tehlikeli 50 den fazla çalışanı olan bir iş yerinde 2 yıldan beri çalışmakta olan İş güvenliği uzmanı işyerinin tadilat ,tamirat,bakım işlerinin yürütülmesi sırasında büyük bir şantiyeye dönen işyerinde denetlemelerini gerçekleştirmiş,ölüm tehlikesi olan tolerans gösterilemez riskleri İşveren vekiline raporlamış, uyarmış, uyarılarını sözlü yazılı yapmış ,çalışan temsilcilerine bildirmiş ancak işveren önlem almak, iyileştirme yapmak yerine ,uzmanın şantiye alanına girişini işi yavaşlattığı gerekçesi ile işverence yasaklanmış tır,Önlem almamakta ısrar eden işveren,uzman tarafından yönetmeliklerinde ön gördüğü şekilde Çalışma Bakanlığına bildirilmiş bu bildirimin akabinde İş güvenliği işten atılmıştır..Yapılan Çalışma Bakanlığı denetimi iş yerinde ölüm tehlikesini tespit etmiş ve işi durdurmuştur.Uzman halen işveren tarafından tehdit almakta, mesleğini itibarsızlaştırma çalışmalarına devam edilmektedir.

Sayın Bakanım;Sizden beklentimiz 6331 nolu yasa ve ona bağlı yönetmeliklerin iş güvenliği profesyonellerinin de görüşleri alınarak, saha gerçekleri ile tekrar revize edilmesi ,iş güvenliği hizmetlerine yönelik ertelemelerin yapılmaması , İş güvenliği Uzmanlarının özlük haklarının koruma altına alınması,toplumda iş sağlığı ve güvenliği bilincini artırıcı faaliyetlerin hızlandırılması,OSGBlerin büyüteç altına alınmasıdır.

Göreviniz hayırlı , yolunuz daima açık olsun…

Saygılarımla,

Ezel Abacı



Bu Yazı 1042 Kez Okunmuş
Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış