Nevzat Ahmet Çelebi
07.06.2018

Konaklama işletmelerini yöneten profesyoneller, işletmelerinin performanslarını, kuruluş ve işleyişlerindeki sürdürülebilirliklerini ve amaçlarını tehdit eden çeşitli krizlerin yol açacağı olumsuz unsurlara engel olmak veya etkilerini azaltabilmek hatta zararsız yaşanılan krizi aşabilmek amacıyla belirli stratejiler ile plan program yaparlar.

 Bu çalışmaları bazen bölgelerindeki yatırımcılar birliği ile, bazen sektör içerisinde bağlı bulundukları sivil toplum kuruluşları (STK)larla, bazen kamu yetkilileri veya tur operatörleri ile bazen de ferdi olarak tesis ve bağlı bulunduğu şirket yönetim ekibi ile yaparlar. Krizin oluşturduğu sorunlar bazen pazarı, satışı, doluluğu, bazen gelir ortalamasını, bazen de tahsilat ve ödeme para planı sıkıntılarını içerir.

Burada şirket ve tesis yönetimi açısından esas amaç doluluk, gelir ve hizmet performansının planlandığı, bütçelendiği gibi gerçekleşmesinin sağlanması yönündedir. Kriz dönemlerinde strateji oluşturma yöntem ve yetisi, profesyonellerin kişisel bilgi/birikimlerine, becerilerine ve yetkinliklerine göre kişisel özellik ve davranışları ile yakından ilişkili olarak farklılıklar gösterir. Bu noktada öncül olarak davranışsal stratejiler devreye girer.

Davranışsal strateji; İşletmelerin altın noktası olan fiyatlandırma politikası, sürdürülebilirlik ve kâra yönelik kararlarını şekillendiren süreç ve yöntemleri içerisine alan bir olgu ve algıdır. Krizleri yönetmedeki temel amaç; Krizi, henüz ortaya çıkmadan, başlangıç aşamasında sinyalleri alınırken onu önlemek, önleyebilmek.

Oluştuğu takdirde ise krize neden olan olay veya olayları sınırlandırmak ve önlemek. Her iki durum mümkün olmadığı takdirde ise krizi işletmenin menfaatlerine uygun şekilde yöneterek, krizi minimum zararla sonuçlandırmak esas amaçtır. Profesyonel konaklama işletmeciliğinde, deneyimler davranışsal stratejinin dört boyutuna dayalı olarak kendini gösterir.

Denge: Dürtü” veya “itici kuvvet” olarak tanımlanmaktadır. (Davranışlardaki ısrar olarak ta bakılabilir.) Geribildirim: Mevcut duruma karşı performans değerlendirme sık, sık yapılan bir uygulamadır. Sonucun başarılı olması durumunda davranışlar tekrarlanır. Ayrıca sonuca göre yeni alternatifler oluşturulur. Geri bildirim stratejilerinde geçmiş faaliyetler göz önünde bulundurulur; Ancak daima yenilikçi kararlar alma yönünde davranışlar sergilenir. Ç̧ıkarımsal stratejiler: Başarı ve başarısızlığın kesin çizgilerle ayrıldığı bilinmektedir.

Geleceğe yönelik tahminlerden çok deneyimlerin getirdiği mesleki bilgiyle alınan kararların etkisi bu stratejide büyüktür. Aynı zamanda rakip işletmeleri taklit etmenin sıkça görüldüğü bu stratejiye sıkça başvurulduğu da görülmektedir. Beklentisel stratejiler: Tahmine dayalı bir yöntemi içermektedir.

Bu stratejinin belirgin özelliği ise sürekli bir tahmin etme sürecinin oluşu ve tahminler sonrasında bu tahminlere yönelik sonuçlar değerlendirilerek bu kapsamda kararlar alınması yöntemidir.

Bu dört boyut kendi zaman ve değerleri çerçevesinde değerlendirilir. Yaşanılan deneyimler sonucunda, her kademedeki yönetici kriz dönemlerindeki davranışsal strateji detaylarını bulunduğu pozisyona ve yaşanılan şartlara/koşullara göre farklılaştığı gerçeğini bilir.

Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan bir olay, ani durumlar ve ekonomik, politik gelişmeler ya da değişimler günümüz internet ağı, teknoloji ve sosyal medya sayesinde bir anda tüm dünya`ya yayılarak ülkeleri, hükümetleri, sektörleri veya şirketleri etkisi altına alabiliyor.

Bu durum bazen yoruyor, yıpratıyor. Bazen tökezletiyor. Bazen de çok ciddi zararlar vererek birçok farklı değeri yok ediyor. Bazen de; İnanamayacağınız hatta aklınızın almayacağı bir şekilde yüceltebiliyor. Büyütebiliyor işletmeleri/şirketleri. (Bu yücelmenin büyümenin kaynağı tesisinizde veya ülkenizde yaşanılan duygusal veya popüler basit ve doğal bir şey olabiliyor.) Geçmiş yıllarda farklı nedenler ile yaşadığımız global krizler, Ülkemiz’de de ulusal olarak hükümetleri, şirketleri başta ekonomik olarak etkilediği gibi bu krizlerin en büyük etkisi hep turizm sektörüne çok yönlü şekillerde yansımıştır.

Yakın bir geçmişte yaşadığımız Türkiye ve Rusya arasındaki siyasi krizi örnek olarak alırsak, bu kriz sürecinde en çok etkilenen ve yara alan sektörlerin başında turizm sektörü gelmektedir. Günümüzde siyasi, sosyal, ekonomik olaylar, hatta, terör, doğal felaketler ve benzeri unsurlardan kaynaklı ulusal veya uluslararası krizlerin gerek ülke, gerekse farklı sektörleri negatif yönlü etkilediği gerçektir.

Ayrıca turizm sektörünün günlük ve anlık dinamik yapısı gereği değişim ve yeniliklere uyum ve yaklaşım sağlama zorunluluğu ile birçok sıkıntılı ve olumsuz durumu beraberinde vareden krizler sektörü etkisi altına alarak yıpratmakta ve çok zor içinden çıkılmaz durumlara taşımaktadır.

Turizm sektörü maalesef emek öncül hizmet odaklı oluşu ve esnek yapısı gereği kendi içinde de birçok krizler ve sıkıntılar yaşarken, diğer ulusal ve uluslararası farklı krizlerden de en çok etkilenen sektör durumundadır. Sektör içerisinde faaliyet gösteren aktörleri de (Tur operatörü, hava yolu, taşımacılık şirketleri, acenteler ve oteller..vbg) gerek ekonomik gerek yönetimsel bazda çok zor durumlara düşürmektedir. Ülkemizde turizm endüstrisi açısından krizlerin yönetilmesinin önemi ortada olduğu halde, kriz yönetimi İle ilgili olarak maalesef hep geç kalınarak sektöre yönelik gerekli tedbir ve plan/program zamanında doğru ve yeterli bir şekilde önemsenerek yapılamıyor. Yapılan plan/programlarda da sektör çalışanlarına yönelik hiçbir destek konuşulmaz ve düşünülmez nedense?

Bu sektör çalışanlarıyla var denir. Çalışanların kriz ve sıkıntılı zamanlarda halini ve durumunu ne yatırımcılar, ne de kamu hiç dikkate almaz. Sektör çalışanı hep kendi kaderine bırakılır. Kendi göbeğini kendisi keser. Çünkü; Yatırımcı doğal olarak kendi plan/programında ki sapmadan kaynaklı bütçede ki negatif duruma odaklanır. Kamu uzunca yıllardır dile getirilmesine rağmen sektörde ki meslek, yeterlilik yasasının çıkarılmasında hiçbir zaman sektör çalışanının yanında olmamıştır ki kriz sürecinde yüzbinlerce sektör çalışanını düşünsün.

Sektörde uzun yıllar geçirmiş bir yönetici olarak gözlemim; Kriz gerek patronaja, gerekse kamu yönetimimize krizin yönetimi yaklaşımından ibaret gibi görülüyor. Davranışsal strateji, işletmelerde ki yöneticilerin oluşturduğu stratejik yönetim karşısında çalışanların kavrama gücü, duyguları ve sosyal davranışlarına yönelik gerçekçi varsayımlar getirmeyi amaçlayarak oluşturulabilir.

Bu tür stratejik plan/program çalışmalarında otel yöneticilerinin kriz dönemlerindeki davranışsal strateji deneyimleri, konuya ilişkin literatür incelemesi, tecrübe/deneyimler ışığında ele alınır. Nitel bir gözlem ile profesyonel otel yöneticilerinin krizler karşısındaki davranışlarına bakarsak, her yöneticinin kendi bakış açısı ile oluşturduğu stratejileri piyasa koşullarını dikkate alarak kendi ekibi ile değerlendirdiğini görürüz.

Kriz ve kriz yönetimi kavramları na kelime anlamıyla bakarsak; Fransızca kökenli olan kriz kelimesi “bunalım” ve ”buhran” anlamlarına geliyor. Daha açık bir ifadeyle; “Aniden ortaya çıkan tehlikeli ve kötü gidişat yönündeki gelişmeler”, “karışık olaylar veya durumlar bütünü”, “içinden çıkılması zor ve sonucu tehlikeli olabilecek durumlar” gibi anlamları içermektedir Kriz, “tehdit” anlamına gelmesine rağmen, diğer yandan da “fırsat” fırsatları vareden bir süreçtir değerlendirilebilirse aynı zamanda. Bu ifade ile krize aynı anda hem olumlu hem de olumsuz anlamlar yüklemek mümkün. Neticede krizin, doğası gereği aynı anda olumlu ve olumsuz özellikleri taşıdığı bir gerçek. Herkese krizden ve sıkıntılardan uzak huzurlu ve keyifli iş hayatı dilerim. 

Nevzat Ahmet ÇELEBİ



Bu Yazı 391 Kez Okunmuş
Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış