Nevzat Ahmet Çelebi
24.11.2017

Benim Ülkemde Başarıya Giden Yol Daima Yapım Aşamasında.

Globalleşen Dünyada, birçok dost ülke ile arsında ki dostluğu bozmuş olan canım ülkem de, barış, huzur ve insan ilişkileri ile ayakta durabilen emek öncül turizm sektörü de ortamı gereği son yıllarda can çekişir bir hale gelmiştir.

Geçmiş yıllarda, sektör ile ilgili ihtisas yapmış, kalifiye insan var edebilmek için birçok branşta gencin yetiştirildiği okullar kurulmuş ve eğitim sistemi geliştirilmiş, oluşturulmuşken günümüz Türkiye’sinde turizmin tüm alanlarında faaliyette bulunabilmek amacı ile eğitim, öğrenim görmek isteyen öğrenci sayısı ve okul niteliği çöküşe geçmiş görünüyor. 

Bu durum sektör için çok üzücü. Turizm sektöründe, bunca işletme ve yüz binlerce çalışan, yan sektörlerin, kuruluşların varlığına rağmen, daha hala ülkemizde otel işletmelerinde çalışan bizlerin bir yasası yok.  

Geçmişte, turizm para kazanma amacına yönelik olmamak ve sürekli kalış şekline dönüşmemek şartı ile,yabancıların bir yere seyahat etmeleri ve orada konaklamaları sonucu ortaya çıkan olayların ve ilişkilerin bütünüdür gözüyle bakılırdı.

Kısaca;  Sadece zevk için ve tüketici olarak yapılan seyahatlere turizm faaliyeti denirdi. Günümüzde bakış açıları değişmiş, çeşitlendirilmiş, kapsamı çok büyümüş, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda sınırları aşmış bir turizm anlayışı ortaya çıkmıştır. Keza; tatil, eğlence, alışveriş, kültür, sağlık, iş, toplantı, eğitim, gastronomi gibi.. bir çok eylem ve faaliyet günümüzde turizmin içeriğini ve çeşitlerini oluşturuyor.

Bakanlık verilerine göre; Türkiye’de 560 tane beş yıldızlı, otel var. 

Bunların yarısı, Antalya bölgesinde. Dünya’da yabancı (Turist) ağırlayan şehirler sıralamasında, İstanbul 8. Antalya 12. sırada yer alırken, Türkiye’nin turizm ve seyahat amaçlı bir çok çeşitliliğe ciddi imkanlara, tesislere ve donanıma ve iş gücüne sahip olmasına rağmen (Kültür, alışveriş, sağlık, termal, tatil (Deniz, kum, güneş, Kayak), kongre, seminer, iş, eğitim, gastronomi gibi bir çok ürüne sahip olan ülkemde bu sektör nasıl  ve neden bu hale geldi? Getirildi ? sorgulamak ve düşünmek lazım.

Günümüzde geldiğimiz noktada turizmin içerisinde bulunduğu bitmişlik sendromu bakın sektörde taşları nasıl oynatıyor.

Sektörümüzde çalışma hayatı herhalde hiç bu dönem kadar zor ve acımasız olmamıştı. 

Bir yandan kuşakların (Jenerasyonun) farklı bakış açısı ve davranış biçimleri, yatırımcıların imkansız olan beklentileri, diğer yandan politik ve bulunduğumuz bölgede yaşananların sektöre yansıması ve etkileri.

Çalışanların çok mutlu olmadığı, yöneticilerin mutsuz çalışanları çalıştırırken yıldıkları bir olgudan bahsediyorum. Kısacası son yıllarda sektörde çalışan kimse, işe giderken koşarak, şevkle işe gittiğini iddia edemez.

İş dünyamızın genetiği çalışanın asıl derdini anlamaktan uzak bir portre çizmektedir.

Ama işler değişiyor; çalışanın elinde daha fazla güç var şimdi.

Daha fazla bilgi ve tecrübe birikimine sahip, yaptığı işten daha fazlasını biliyor, işverenden daha fazla şeyler istiyor/bekliyor. Son yıllarda sektörde yaşananlar nedeni ile sektör çalışanları boşta ve işsiz kalmaları neticesiyle meslek/sektör değiştiriyorlar.

Bu durumda sektörde ki kalifiye iş gücünde azalma/daralma yaşanıyor. Dolayısıyla firmaların elinde ki güç değişim geçirerek sismik kayma ile çalışanın eline geçiyor. Aynı zamanda, bilgiye erişimin ve yaymanın kolaylığı şirketlerin elindeki en önemli diğer güç olan bilgi tekelinin de yıkılmasını sağladı.

Günümüzde her bilgiye herkes istediği zaman erişebilme gücüne kavuştu. Arz talep dengesizliğinin yanı sıra Avrupa pazarının çöküşü ile misafir (müşteri) portföyün yeni güç olarak ortaya çıkması sektörde ki tüm denklemleri değiştirdi.

Bu güç şirketlerin/tesislerin yok sayamayacağı bir güç artık. Birçok şirketin/tesisin acı tecrübeleri diğer şirketlere örnek olmuş ve tüm şirketler yeni iş dünyasının şartlarına uyum yolları bularak misafir profilinin oluşumunu faaliyetlerinin merkezine koymak zorunda kalmıştır.

Günümüz konaklama işletmeciliğinde, misafirlerin içinde olmadığı bir tasarım ve üretim sürecinin başarılı olma şansı oldukça düşük olacağa benziyor. Şirketler; arkasına saklandıkları geleneksel güç duvarlarının yıkılışını izlerken misafirlerine karşı daha şeffaf, çalışanlarına da daha tavizkar olmak zorunda kaldılar. Günümüz iş dünyasında, artık sermayenin üstünlüğüne dayalı dönemin kapandığı, beşeri sermayenin öne geçtiği gerçeğini görmezden gelemeyiz.

Yeni nesil firmalarda çalışan insanlar hayatlarının geri kalan kısmını çalışmadan geçirecek imkanları olduğu halde, geleceğin peşinden koşuyorlar. Geleceği belirleme üzerine çalışıyorlar.

Fırsatların azaldığı konaklama işletmeciliğinde artık fırsat yaratan yeni çalışma anlayışları öne çıkarken başarı artık verimli çalışmak değil, işin gelişimi için özgün kombinasyonlar üretmek anlamına geliyor. Yeni açılan her tesis eski tesislerden misafir çalıyor. Günümüzde yatırımcı ile yönetici ne kadar uyumlu, yaratıcı ve özgün ise o kadar başarılı oluyorlar. 

Yaşadığımız zamanda, yaratıcı olmak bir fırsat olmaktan çıkmış, düşünce biçimi, yaşam biçimi, işinde olduğu kadar hayatın her bölümünde bu özelliği besleyip diri tutabilmek kişiliğin bir parçası oluyor. Gerek özel hayatta, gerekse iş hayatında sanal dünyada da en az gerçek yaşamda ki kadar aktif ve başarılı olmayı bilmek gerekiyor.  

Tüm bunların değişip düzelebilmesi için de köklü bir değişimin/gelişimin olması gerekiyor ki; herkes bundan bahsediyor.

Kamuda da özel sektörde de bu değişim konuşuluyor. Hatta bizi yönetenler de "Değişim diyorlar" ama "Değişin diye de bastırıyorlar" Önce siz "değişin" ki yaptığınızın adı "değişin liderliği" olmasın. " Değişim tek kişilik bir gösteri değildir.

Değişimi emrederek yönetmek istiyorsanız bunun adı: "Değişim Yönetimi"  değil  "Değişin Yönetimidir.”

Kimse bizi kendimize sakladığımız bilgi/beceri, deneyim ve tarzla anmaz. 

Eğer bu gün paylaşmazsanız; yarın da düne benzeyecektir.  Eğer hiç paylaşmazsanız çok ta önemli değil zaten. Hissettiklerinizi söyleyin.

Düşündüklerinizi yapın. Ölüm yaşlanmakla değil; unutmak ve unutulmakla gelir.  

Unutmadan/Unutulmadan; güzel olan her şeyi ve sevgiyi paylaşmak umudu/dileği ile. Okumakta ve Okutmakta yarar var. 

Gerisi Size Kalmış. 

Nevzat A. ÇELEBİ



Bu Yazı 421 Kez Okunmuş
Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış