Türk-Amerikan İlişkilerini gelecekte neler bekliyor ?

Her ne kadar küresel görünüm, jeopolitik riskler ve ekonomik savaşlar Türkiye ve Amerika arasındaki ilişkilerde uçurum yaratıyor gibi görünse de tarihi gerçekler, stratejik ilişkiler ve her iki ülkenin geçmişten gelen güçlü bağları bu iki ülkenin birbirlerinden asla vazgeçemeyeceğini gösteriyor.

Türk-Amerikan İlişkilerini gelecekte neler bekliyor ?

Her ne kadar küresel görünüm, jeopolitik riskler ve ekonomik savaşlar Türkiye ve Amerika arasındaki ilişkilerde uçurum yaratıyor gibi görünse de tarihi gerçekler, stratejik ilişkiler ve her iki ülkenin geçmişten gelen güçlü bağları bu iki ülkenin birbirlerinden asla vazgeçemeyeceğini gösteriyor.

 Türk-Amerikan İlişkilerini gelecekte neler bekliyor ?
21 Ekim 2020 - 08:34 - Güncelleme: 21 Ekim 2020 - 11:07

Bir yanda binlerce yıllık tarihin ve kültürün mirası üzerinde oturan ve kurduğu imparatorluklar ile dünya tarihine yön veren Türk Milleti’nden, diğer yanda İngiliz sömürgeciliğine karşı kafa kaldıran, kendi içinde demokrasi, hak ve hukuk mücadelesi vererek özgürlükleri ve insan haklarını toplumsal hayatın merkezine oturtan, bilimde, teknolojide, sanayide ve yeni keşiflerde Dünya’ya lider olan süper bir güçten bahsediyoruz.

Her ne kadar bu iki devletin birbirlerine zıt göründüğü iddia edilse de; Toplumsal yaşamın, barışın, huzurun ve özgürlüklerin temelini oluşturan evrensel kavramlarda hep ortak hareket etmişlerdir. Bunun en önemli örneğini Kore Savaşı’nda ve dönemin Sovyet Rusyası’na karşı girişilen özgürlük ve demokrasi mücadelesinde açıkça görmekteyiz.

Hatta bu ilişki o kadar ileriye gitmiştir ki; 1960’lı yıllarda White House ( Beyaz Saray ) tarafından Sovyetlere karşı kullanılmak üzere Türkiye’ye  Jüpiter nükleer füzeleri dahi yerleştirilmiştir.

Zaman zaman krizlere giren iki ülke ilişkileri her zaman sağduyu, adalet ve karşılıklı diplomasi ile düzeltilmiş; Ve iki ülke stratejik işbirliğini her daim sürdürmüştür.

Türkiye ve Amerika arasındaki iyi ilişkilerin temeli Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllar olan 20’li yıllarda Türkiye Cumhuriyeti kurucu Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal tarafından atılmıştır.Bunu Amerikalı tarihçiler başta olmak üzere gelmiş geçmiş tüm Beyaz Saray Yönetimleri ve Amerikan Kongresi çok iyi bilmektedir ki; Türkiye’yi kaybedecek önemli hamlelerden uzak durmaktadırlar.

Şu an için yaşanan sorunları ise kendi özgürlüğünü, bağımsızlığını ve devlet varlığını korumayı hedefleyen Türkiye gerçeğinin Amerikan Toplumunun özgürlük, demokrasi hukuk gibi önemli kavramlarını temsil eden Temsilcisi Kongre’nin anlayamamasına bağlamak gerekmektedir.

Kısacası; Kongre kararlarını verirken Türkiye ile Amerika arasındaki derin tarihi ve stratejik ilişkilere daha geniş bir bakış açısı ile bakmak durumundadır.

Yani Kongre, Amerikan Hükümeti’nin, Pentagon’un ve Stratejistlerin görebildiği yakın dostluğa ve karşılıklı çıkarlara dayanan stratejik ortaklık ile Amerikan Toplum değerlerini oluşturan demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi evrensel kavramlar arasında ikilem yaşamaktadır.

Burada Amerikalıların unutmaması gereken önemli nokta; Türkiye’nin jeopolitik konumu, Ortadoğu ve Asya halkları ile olan tarihi ve kültürel bağları ve yine İslam dünyası üzerindeki liderliği ile Dünyadaki en önemli partner olduğudur. Ne Amerika Türkiye’siz ne de Türkiye ABD’siz yapabilir.

Amerika’nın çıkarları ile Türkiye’nin çıkarları ortaktır. Yakın zamanda Kongre de Amerikan Hükümeti ile aynı bakış açısına sahip olacak; Ve Türk-Amerikan ilişkileri eski güzel günlerine tekrar geri dönecektir.

Çünkü; her iki ülkenin refahı, güveni ve istikrarı birbirinden bağımsız değerlendirilemez.

Turgay Genç

YORUMLAR

  • 0 Yorum