Oteliniz ve misafir portföyünüz hakkında bilgi alabilir miyiz?
The Grand Tarabya, 1966’da Türkiye’nin ilk beş yıldızlı otellerinden biri olarak açılmış, 2013’teki kapsamlı yenilemeyle yeniden hayat bulmuş köklü bir otel. Bugün Accor yönetiminde, İstanbul’un Tarabya semtinde, Boğaz’ın kıyısında konumlanıyor ve grubun İstanbul’daki 38. oteli olarak yakında Fairmont markasına geçecek. 248 oda ve suit, 29 rezidans, yedi yeme-içme mekânı ve otelin ikinci katında yer alan, 4.000 metrekarelik, Boğaz’ı gören kapsamlı bir wellness merkeziyle hem kısa konaklamaya hem de uzun süreli yaşama hitap eden geniş bir yelpaze sunuyor. Misafir portföyümüz de bu çeşitliliği yansıtıyor: Boğaz’a karşı bir kaçamak arayan uluslararası lüks gezginler, şehre değer veren yerli misafirler, özel etkinlik ve kutlama sahipleri ve uzun konaklamayı tercih eden rezidans misafirleri. Ortak paydaları, sıradan bir konaklamadan fazlasını — bir aidiyet duygusunu — aramaları.
Küresel gelişmeler turizmi nasıl etkiliyor? Gelecek öngörüleriniz neler?
Turizm, dünyadaki her dalgayı en hızlı hisseden sektörlerden biri; ekonomik dalgalanmalar, teknolojik değişim ve seyahat alışkanlıklarındaki dönüşüm bizi doğrudan etkiliyor. Ama bu değişkenliğin içinde net bir yön görüyorum: misafir artık ‘çok şey’ değil, ‘doğru şey’ arıyor. Daha anlamlı, daha kişisel ve daha otantik deneyimlere yöneliş hızlanıyor. Gelecekte lüksün ölçüsü, sahip olunan ayrıcalıklar değil, yaşanan anların derinliği olacak. Türkiye açısından tablo umut verici: konumu, kültürel zenginliği ve gastronomisiyle ülkemiz küresel lüks seyahat haritasında giderek daha görünür hâle geliyor. İstanbul’un da bu yükselişin tam merkezinde yer alacağına inanıyorum.
Turizmde kalifiye personel sorunu sizce nasıl çözülür?
Bu, sektörümüzün en gerçek meselelerinden biri ve çözümü kısa vadeli değil, kültürel. Kalifiye personel sorunu yalnızca daha çok eleman bulmakla değil, bu mesleği yeniden cazip kılmakla aşılır. Otelciliği geçici bir iş olarak değil, gurur duyulan bir kariyer yolu olarak konumlandırmamız gerekiyor. Bunun için gençlere erken yaşta fırsat vermek, onları sahada yetiştirmek ve ilerleyebilecekleri net bir yol göstermek şart. Ben bu mesleğe on yedi yaşında bir mutfakta başladım; bana o ilk şansı verenlerin değerini hiç unutmadım. Bugün liderlere düşen sorumluluk, aynı şansı yeni kuşağa tanımaktır. Eğitim kurumlarıyla iş birliği, mentorluk ve adil çalışma koşulları bu denklemin olmazsa olmazları. İnsana yatırım yapmayan hiçbir otel, uzun vadede ayakta kalamaz.
Eklemek istedikleriniz?
Şunu eklemek isterim: The Grand Tarabya’nın bu yeni dönemi yalnızca bir otelin yenilenmesi değil; köklü bir değerin geleceğe taşınması hikâyesidir. Hedefimiz, geçmişin zarafetini bugünün beklentileriyle buluşturarak hem misafirlerimize hem de Türk turizmine kalıcı bir katkı sunmak. Bu yolculuğun parçası olmak benim için bir görev olduğu kadar bir tutku. Bu güzel söyleşi için teşekkür ederim.
Sayın Talayhan'a yoğun temposu arasında bizlere zaman ayırdığı için teşekkürlerimizi sunarız.
UĞUR TALAYHAN : "İNSANA YATIRIM YAPMAYAN HİÇ BİR OTEL UZUN VADEDE AYAKTA KALAMAZ"
Dünyanın önde gelen otel yöneticileri arasında gösterilen The Grand Tarabya Managed by Accor'un başarılı Genel Müdürü Uğur Talayhan HABERTURİZM'e önemli değerlendirmelerde bulundu.Sayın Talayhan ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi siz değerli okurlarımız ile paylaşıyoruz.
16 Haziran 2026 - 15:39











YORUMLAR