Neden Turizmci Oldum?

Beril Elmas Özüerler turizm sektöründe yaşadığı sıkıntıları paylaşarak turizmcilerin sesi oldu.İşte Beril Elmas Özüerler'in anlatımı ile turizm sektörü..

Neden Turizmci Oldum?

Beril Elmas Özüerler turizm sektöründe yaşadığı sıkıntıları paylaşarak turizmcilerin sesi oldu.İşte Beril Elmas Özüerler'in anlatımı ile turizm sektörü..

Neden Turizmci Oldum?
01 Haziran 2020 - 08:23
Reklam

Pandemi sebebiyle işimi kaybedip eve kapandıktan sonra defalarca sordum bu soruyu kendime, neden turizmci oldum?

Sekiz yaşıma dayanıyor herşey. Sheratonda doğum günüm kutlanırken bize göz kulak olan hostes hanıma, sarı dalga dalga saçları yüksek topukluları jilet gibi ceketi ve eteği bir de o muhteşem gülümsemesine hayran olduğum güne. Bilmiş bilmiş yanına gidip ne iş yaptığını, benim bu işi yapmak için ne okumam gerektiğini sormasaydım ve turizm otelcilik mezunu olduğunu öğrenmeseydim eğer aklımın ucundan geçmezdi belki de çünkü anasınıfında avukat olmak istediğimi söylemiş, meslekler gününde cüppe giymiş adalet için çalışacağıma dair bir şiir bile okumuştum.

Sonraki yıllarda hep otelci olacağımı söyledim durdum.Ama parlak bir öğrenci sayılırdım, lise sınavlarında güzel bir puan edinince biraz da aile etkisiyle meslek okulu yerine anadolu lisesine gittim, heves sandılar turizmcilik hayalimi, hani geçerli bir meslek yapacak, avukat olacaktım ya..

Üniversite sınavına geldiğimizde ise kararlıydım, 2 okuldan birini tercih edecektim, Bilkent ya da Atılım Üniversitesi. Bilkent %50 burslu geliyordu ailemin gücü yetmez diye Atılım %75 burslu tek tercih yaptım.

Gazi kesin geliyor niye yazmadın diyenlere turizm dil işi ingilizce diplomayı riske atamam dedim. Üniversiteyi kazanmam malesef ailevi ekonomik bir krize denk geldi.Sonuçların açıklandığında, canım babam bir yolunu buluruz, madem istiyorsun okuyacaksın bu okulu dedi, ancak on sekiz yaşındaydım ve tüm yükü onun sırtına yıkamazdım, ertesi gün evimin yakınında bir avmye gittim, bütün mağazalara iş başvurusu yapıp haftasına bir bebek mağazasında tezgahtarlık yapmaya başladım.Orada iki yıl boyunca okul taksitlerimi ödemek için çalıştım.

Sonunda ikinci sınıfın sonunda yaz stajımda hayallerimin otelinde, JW Marriott Ankara'da kat hizmetleri stajyeri olarak yerimi aldım. Stajım süresince her departman müdürünün kapısını çaldım, okurken çalışmak istediğimi söyledim çünkü kıymetli hocam İbrahim Birkan “Ben bir öz geçmişe bakarken yürürken sakızda çiğneyebilmiş mi yoksa üniversite hayatı boyunca yatmış mı ona dikkat ederim, fırsatınız varsa mutlaka çalışın çocuklar.” demişti. Çabalarım meyvesini verdi, stajım bittikten on gün sonra o çok özendiğim topukluları ve takımı üstüme çekip F&B departmanında hostes olarak işbaşı yaptım. Ders saatlerime göre ya gece ya gündüz çalıştım.Bir buçuk yıl boyunca otelin her outletinde hosteslik yaptım.

Sonra bir gün bara aşık oldum, üstadım, akıl hocam, kıymetli büyüğüm Bekir Uçak’ın hazırladığı kokteyllerin insanların yüzde oluşturduğu ifadeye aşık oldum, bartender olacağım, eğit beni dedim, pek çokları, kadınsın ağır iş bu sen yapamazsın dediler, yaptım. Gocunmadan bira fıçıları taşıdım, arabalar dolusu malzemeler çektim, defalarca belimi sakatladım. Yorgunluktan hastalandığım zamanlar oldu, uykusuzluktan bayıldığım zamanlar. Ailem hatta hocalarım “Bırak yeniden hazırlan, devlet okuluna git.” dediler, mezun olduktan sonra hiçbir yöneticinin yüzüne bile bakmayacağından bir haber olduğum o kıymetli ingilizce diplomayı riske atamadım, bırakmadım.

Mezuniyetimle beraber kabıma sığamadım, resort tecrübesi istiyorum diye çıktım Bodrum'a başka bir Marriott International oteli olan The Bodrum EDITION’a açılış ekibine gittim, orada evrildim, çok şey öğrenip çok geliştim. Sezon sona erdiğinde beni kışın nereye olursa gönderin, yurtdışı göreceğim, farklı kültürlerden insanlarla çalışacağım dedim, gözüm kapalı orta doğuya Abu Dhabi'ye gidip The Abu Dhabi EDITON’ın açılış ekibinekatıldım, hayatımın sosyal anlamda en zorlayıcı mesleki anlamda en verimli deneyimi oldu ancak döndüğümde barın arkasına sığamadığımı farkettim, ben insanların gülümsemelerine aşığım, misafir ilişkilerinde çalışacağım dedim The Bodrum EDITION’da ön büroda çapraz eğitim aldıktan sonra JW Marriott Istanbul Bosphorus’da kısa sürede olsa hayalimi yerine getirmeyi başardım, çok göz önünde olamayıp ön büroda gelişme aşamasında olsamda insanlarla bir araya geldim, memnuniyetlerinden, konaklamalarının benzersiz ve unutulmaz olduğundan emin oldum.

Sorunlarını dinledim, çözümler ürettim, bazen boyumdan büyük işlere kalkıştım, başka departmanların işlerine burnumu soktum ama hep misafirlerimin gülümsemeseyerek ayrılmasını sağladım.Sanırım bu konuda en çok teşekkürü her türlü insiyatifi almama izin veren müdürüm Kartal Güven’e borçluyum.Bir de o hostes kızın yüzündeki gülümsemenin Beril versiyonunu asla kaybetmeme, motivasyonumun en düşük olduğu anlarda bile, asla...



Sonra, sonrası bugün işte. Beş yıla sığdırdığım bu koca hikayede aslında farkettim ki hep tırnaklarımı kemirerek beklemişim. Bombalar patladığında, ağaçlar kesildiğinde, darbe olduğunda, Amerika'da adamın biri ağzından salyalar akarak bağırdığında, Rusya'da bir zaatın canı sıkıldığında ve her seferinde ekonomi tepetaklak olup, kriz ilk turizmi vurduğunda, hep tırnaklarımı kemirerek sıramı beklemişim. Geçen ay sıra bana geldi. Kimse bu kız evini yurdunu düzenini bozup geldi demedi.

Bu kızın ingilizcesi anadil seviyesinde demedi, kimse yurtdışı tecrübesi var demedi, bir buçuk yıl içinde 4. açılış oteli demedi, bu kızın tüm tecrübesi Marriott üzerine, sistemle alakalı çok şey biliyor biz bunu tutalım demedi. Birileri gözden çıkarılacaktı ve sıra bana geldi. Bugün neden turizmci olduğumu biliyorum ama malesef bunları haketmek için turizmci olmadığımı da biliyorum. Günün sonunda herkes geçimini sağlamak, para kazanmak için çalışıyor ama bu işi gönülden severek yapan gülümsemesi sahte olmayan her bir meslektaşıma sevgiler, selamlar olsun. Ben, vaazgeçmeyeceğim siz de vazgeçmeyin !

YORUMLAR

  • 0 Yorum